1982, İstanbul, Kadıköy doğumlu. Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun oldu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Sosyoloji okudu. 2007′de Boğaziçi Üniversitesi, Bilişsel Bilimler yüksek lisansına başladı, tamamlamadı. Okul hayatı boyunca makinelere ve yazılımlara ilgi duydu. 2000′li yıllarda Parkyeri A.Ş. ile Ericsson Crea-World’de teknoloji üzerine çalıştı. 2004′te Sistemsensin şirketi için yazılar yazdı, Basatap müzik dergisinin oluşumu ve gelişimine katkıda bulundu. 8bit ve micro müzik konusunda uzmanlaştı. Şimdilerde MYK Medya’da Serdar Kuzuloğlu ile birlikte sosyal ağ, teknoloji, video içerik ve internetin dibinden kum çıkarma teknikleri üzerine çalışıyor. Kişisel bir çalışma olarak yaklaşık 4 senedir Yapay Zeka ve çalışma prensipleri üzerine okuyor ve sosyo-kültürel teknoloji araştırmaları yapıyor. En iyi arkadaşı, bilgisayarı ve interneti.
elif@muhteviyat.com | 20 yazı | http://www.datafobik.com
→ 30 07 2010
Paul Prudence is an artist and real-time visual performer working with generative/computational systems, audio responsive visual feedback and processed video. He is particularly interested in the ways in which sound, space and form can be synthaesthetically amalgamated. He is a writer, researcher and lecturer in the field of visual music, process art, and computational design. [...]
→ 20 04 2010
Öyle ya da böyle adını duymayan kalmadı ama hala ne olduğu ve nasıl bir şey olduğu konusundaki fikirler bir muamma. Güney Londra’nın banliyösünden, tüm dünyayı sarmalayan dubtep’in sırrı ise, yüreğinizi dağlayan sub-bass’ları.
→ 19 03 2010
Yanında Donald Duck’ın yaratıcısı Carl Barks’ı ya da Bukowski’yi görürseniz şaşırmayın. Helnwein, 80lerden beri çocukların tarafında sesli isyanını sürdürürken, hiç tahmin etmediğiniz insanlar da ona destek olmaya devam ediyor.
→ 05 03 2010
Cep telefonunun yaydığı elektromanyetik dalgaların tehlikesi yıllardır tartışılıyor. Fakat son yapılan deneyler elektromanyetik alana maruz kalan Alzheimer’lı bir farenin hafızasının geliştirdiğini ortaya çıkardı.
Alzheimer üzerine Güney Florida Üniversitesi‘nde araştırmalar yapan sinirbilimci Gary Arendash, cep telefonuyla konuşan insanları seyrederken radyasyonun Alzheimer hastalarına negatif belirgin bir etkisi olup olmayacağını düşünmeye başladı. Bu fikri araştırmak için çalışma arkadaşlarıyla birlikte [...]
→ 05 03 2010
Epilepsi hastalarının kontrolden çıkmış nöron ateşlemelerini elektrikle denetlemek bilimciler tarafından çok uzun zamandır kullanılan bir yöntem. MIT’de bu konuda yoğun çalışmalar sürdüren bilimciler, elektrik kullanmadan nöron etkinliğini susturabilmenin başka bir yolunu buldular.
MIT’de bu konuda çalışmalarını sürdüren Sentetik Sinirbilim Grubu’nu yöneticisi sinirbilimci Edward Boyden ve takımı, nörona gönderildiğinde davranışını sarı-yeşil ışıkla kontrol edebildikleri bir proteini keşfettiler. [...]
→ 30 01 2010
Zihnimiz, yıllar boyunca insanoğlunun en büyük gizemlerinden biri olarak kalmıştır. Düşünme ve plan yapma yeteneği ile insan diğer tüm canlılardan farklı bir konumdadır. Fakat yıllar boyunca yapılan tartışmalar sonrasında, hâlâ beynimizin çalışma mekanizmalarına ve zihnin düşünme yeteneğine dair yeterli bilgiye sahip değiliz. Tüm bu gizemleri çözmek için yalnızca bir disiplinin yetersiz kaldığı yadsınamaz bir gerçek [...]
→ 07 07 2009
College Humor‘ı duydunuz mu? Duymadıysanız, ya da izlemediyseniz ve bugün kendinizi Amerikan espri anlayışına hazır hissediyorsanız, mutlaka bir şans vermeyi deneyin. Özellikle şımarık gençlerin ofis hayatlarına dair komik dünyasına muhakkak bir göz atın.
→ 05 06 2009
Breakbeat 1970’lerde Amerika’dan yayılan bir yeraltı müziğiydi. Frankie Bones, DJ’liğinin baharında kendi düzensiz breakbeat’lerini yaratmaya başladı. İki parçayı farklı hızlarda ve delay’leyerek çalan Bones, ortaya öyle bir ritim çıkarmıştı ki, bütün kalabalığı coşturmaya yetiyordu.
Axim – Read Between The Lines by aximszolfezs
İlk yaptığı parçaya “Bones Breaks” adını koyan Frankie, breakbeat’in [...]
→ 03 06 2009
Bilgisayar başında harcanan saatler, bir tıkla milyon tık arasında bozulan gözler ve ağrıyan bilekler, oyun çılgınlığına en ağırdan tutulmalar ve etrafınızda görebileceğiniz her nesne ile interaksiyona girme yeteneği olan yüzlerceleri.
→ 02 06 2009
“Tiesto’nun süperstar olmasının nedeni iyi satılan bir ürün olmasından kaynaklanıyor. Tıpkı Mc Donald’s ya da Star Wars gibi. Heineken’in olduğu gibi de onun da arkasında çok büyük bir pazarlama makinesi var.”