1982, İstanbul, Kadıköy doğumlu. Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun oldu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Sosyoloji okudu. 2007′de Boğaziçi Üniversitesi, Bilişsel Bilimler yüksek lisansına başladı, tamamlamadı. Okul hayatı boyunca makinelere ve yazılımlara ilgi duydu. 2000′li yıllarda Parkyeri A.Ş. ile Ericsson Crea-World’de teknoloji üzerine çalıştı. 2004′te Sistemsensin şirketi için yazılar yazdı, Basatap müzik dergisinin oluşumu ve gelişimine katkıda bulundu. 8bit ve micro müzik konusunda uzmanlaştı. Şimdilerde MYK Medya’da Serdar Kuzuloğlu ile birlikte sosyal ağ, teknoloji, video içerik ve internetin dibinden kum çıkarma teknikleri üzerine çalışıyor. Kişisel bir çalışma olarak yaklaşık 4 senedir Yapay Zeka ve çalışma prensipleri üzerine okuyor ve sosyo-kültürel teknoloji araştırmaları yapıyor. En iyi arkadaşı, bilgisayarı ve interneti.
elif@muhteviyat.com | 24 yazı | http://www.datafobik.com
→ 07 07 2009
College Humor‘ı duydunuz mu? Duymadıysanız, ya da izlemediyseniz ve bugün kendinizi Amerikan espri anlayışına hazır hissediyorsanız, mutlaka bir şans vermeyi deneyin. Özellikle şımarık gençlerin ofis hayatlarına dair komik dünyasına muhakkak bir göz atın.
→ 05 06 2009
Breakbeat 1970’lerde Amerika’dan yayılan bir yeraltı müziğiydi. Frankie Bones, DJ’liğinin baharında kendi düzensiz breakbeat’lerini yaratmaya başladı. İki parçayı farklı hızlarda ve delay’leyerek çalan Bones, ortaya öyle bir ritim çıkarmıştı ki, bütün kalabalığı coşturmaya yetiyordu.
Axim – Read Between The Lines by aximszolfezs
İlk yaptığı parçaya “Bones Breaks” adını koyan Frankie, breakbeat’in [...]
→ 03 06 2009
Bilgisayar başında harcanan saatler, bir tıkla milyon tık arasında bozulan gözler ve ağrıyan bilekler, oyun çılgınlığına en ağırdan tutulmalar ve etrafınızda görebileceğiniz her nesne ile interaksiyona girme yeteneği olan yüzlerceleri.
→ 02 06 2009
“Tiesto’nun süperstar olmasının nedeni iyi satılan bir ürün olmasından kaynaklanıyor. Tıpkı Mc Donald’s ya da Star Wars gibi. Heineken’in olduğu gibi de onun da arkasında çok büyük bir pazarlama makinesi var.”
→ 01 06 2009
Bütün porno filmlerin müziğini Porn.Darsteller yapsa, bu endüstriyi kimse durduramaz. Romatik, samimi, eğlenceli ve seksüel ruhu basitçe anlatan Darsteller, Fransa’dan üretiyor. Porn.Darsteller parçaları oldukça basit sample’lardan oluşuyor. Bir çoğu da sanki oyuncakçı fabrikasında kaydedilmiş kadar basit ve eğlenceli, ve bir o kadar da ağlak. Bunu nasıl başardığını ona sorarsanız, size yine pornonun etkisinden söz edecektir.
→ 01 03 2009
Siber olan ne kadar Punk ya da yapay zeka bir gün beni de öldürmek için harekete geçecek mi? Varolduğumuz mekan neden yetmiyor da bir de siberini oluşturuyoruz ya da bio-port takmak için reşit olmak gerekir mi?
→ 23 02 2009
Demo’lar sadece programlamaya ilgisi olanların büyük bir tutkusu. Eğer gençseniz, bilgisayarlarla vakit geçirmeyi seviyorsanız ve boş vaktiniz varsa, sizi etkileyebilecek ya da yönlendirecek üç yol var. Ya başkalarının sistemlerini hack’lersiniz, ya kopya korumasına karşı crack’ler yazabilirsiniz ya da demo’lar üretirsiniz.
→ 05 02 2009
İnternet, radyoculuk, globalizm, “do it yourself”, en iyi radyolar ve hepsi. Az sonra… Yayındayız!
→ 05 02 2009
O, Berlinli küçük kadınlar gibi gitarı elektro sesler ile ‘clash’liyim de ortaya orta ayar bir müzik çıkartayım, zaten amacımız da şov değil mi, demeyerek, efekt uzmanlığı alanına yönelmiş. Gitar seslerini tanınmayacak hale getirdikten sonra yaptığı müziğe ne tekno diyebilirsiniz, ne elektro pop, ne de rock. Aslında ortaya çıkan, Gerhard’ın ruhuna kattığı bütün etkilerin bir sonucu [...]
→ 21 05 2008
“Annem diyo ki, adaptör çok ısınmış, kapatçakmışız”
Küçükken adımız çıkmış bir kez Barbie’lerle, bilgisayar başındaki erkek çocuklara yanaşmaya çalışırdık, sen anlamazsın diye iteklerlerdi bizi. O zamanlar “Annem diyo ki, adaptör çok ısınmış, kapatçakmışız” en çok karşılaştığımız bahaneydi. Lektrogirl de şimdi “mixer çok ısınmış, kapatmak lazım” gibi bahanelere aldırmaksızın, C64 ve 8-bit tutkusuyla kadınlara DJ’liği öğretme misyonuna [...]