→ RSS

Erdem Dilbaz

1982, İstanbul doğumlu. Elektrik/Elektronik eğitimi veren bir teknik liseden mezun oldu. Ardından 4 yıl eğlence sektöründe çalıştı. 2004 yılında Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi bölümünden burs aldı. Çeşitli dergiler için tasarım, mimari, sanat, teknoloji başlıkları altında popüler kültür araştırmaları yaptı, yazılar yazdı. Sergi ve konser organizasyonları düzenledi. Kafa Ayarı adında bir firmanı sahibi. Sibernetik temelli performans sanatları alanında araştırmalar yapıyor. Teknoloji-insan ilişkisi üzerine çalışıyor. Şu sıralar kamusal alanda interaktif ürünler hazırlayan bir network'ü yönetiyor, müzik kültürü ve pasaj ilişkisi üzerine hazırlamakta olduğu lisans teziyle ilgileniyor, yaratıcı endüstriler içinde müzik endüstrisinin yeri ve sorunlarıyla ilgili başka bir araştırmada yer alıyor, santralatölye'de çocuklara atölye çalışmaları veriyor.


erdem.dilbaz@muhteviyat.com  |  8 yazı | 

Gelin birlikte tükürelim böyle sanatın içine!

Gelin birlikte tükürelim böyle sanatın içine!

→  25 03 2011 1

Pazarlama her iş için geçerli. İnkâr eden yok. Ancak sanat sektörü burun kıvırdığı diğer özel sektörler kadar dahi dikkat etmiyor, özen göstermiyor ürünlerine. Alıcısı kısıtlı, izleyicisi alımlı sanat camiamızın müşteri garantili işlerine siz de girmek istiyorsanız hazır metinlerimizi kullanın. Bundan 9 ay kadar önce karşı mahallenin çocuğu Erkin Gören “Yeni Başlayanlar İçin Kavramsal Sanat Tarifleri” yayımladı. [...]

Paylaşılamayan Müzisyenler

Paylaşılamayan Müzisyenler

→  15 04 2010 0

Hemen her endüstri kendi sektöründeki paradigma değişiklikleri karşısında varolan işletme modelini korumaya çalışıyor. Böylelikle eldekini kaybetmeden değişimin hemen ardından gelecek sisteme adapte olmak için zaman kazanıyor. Çaba gösteriyor. Şirketiniz hazırsa müşteriler de zaten sizi bekliyor. Adaptasyon tamamlanınca pazarın yeni koşullarından – tam anlamıyla – çuvalla para götürülüyor. İronik sürecin kâr edeni değişim karşısında hep aynı ölümcül [...]

Geleceğe meydan okuyan dadaist: George Antheil

Geleceğe meydan okuyan dadaist: George Antheil

→  10 03 2010 0

Daha makineler insan teriyle çarklarını yeni yağlamaya başlamışken bu durumun saçmalığına gözlerini açan kompozitör, derdini ancak 75 yıl sonra anlatabiliyor

Yeni Eylemler Tasarlamamız Gerekiyor!

Yeni Eylemler Tasarlamamız Gerekiyor!

→  05 03 2010 4

“Dünyanın” ayaklandığı zaman olarak 1960’dan 1980’e kadarki zaman aralığını işaret edebiliyoruz. Amerika, Avrupa değil bir tek; hemen her yerde değişim isteniyor. İran’da 1979’da yaşanan İslam devrimi dahi o dönem herkesin iyi kötü bazı hakları almak için ortalığı ayağa kaldırdığını gösteriyor. Hepsi de gereklilik olarak önümüze sunulan politikalara bizim katkımız oluyor. Devasa kitleleri ilgilendiren sosyal adaletsizlik, barış [...]

Dijital Çağda Metamorfoz

Dijital Çağda Metamorfoz

→  22 01 2010 0

Korsan avı sektördeki firmalar için verimli bir spor mudur? Müzik sektörü yaratıcı endüstriler arasındaki ana karargahtır. Sinema, edebiyat, bilgisayar oyunları, grafik sanatları, sahne sanatları ve moda benzeri sektörlerin ortak besin kaynağıdır. Kimi zaman direkt bir sektörün iş ortağıdır kimi zaman da oradadır ama pasiftir, yancıdır.

3in1: Robotlar, Lomolar, Vintage

3in1: Robotlar, Lomolar, Vintage

→  22 07 2009 0

Bu yazı yazılırken hiçbir robota, lomo’ya, vintage (vintıc) ürüne, kadına ve erkeğe zarar verilmemiştir. Yazıda bahsi geçen karakterler gerçektir. İsimler ise tamamen atmasyon kombinasyonlardır.

AKM’nin açılımı nedir?

AKM’nin açılımı nedir?

→  20 05 2009 0

Toplumlar tarihlerini yaratıyor. Sapkın tutkularla yaratılanlar çoğunlukta mıdır bilmiyorum. Burada, öyle olduğu hissediliyor. Toplumlar tarihlerini korumak için ellerinden gelini yapıyorlar. Ortak bilincimizi koruyorlarsa ne güzel. Sadece ortak bilinç yaratıyorlarsa vah halimize. Toplum dediğimiz devlet dediğimizle karışıyor olmasın? Öyleyse toplumu devlet mi yaratıyor?

Farklı zaman ve mekan: Venetian Snares

Farklı zaman ve mekan: Venetian Snares

→  19 04 2006 0

Kanada’nın soğuğundan mı bilinmez, son yıllarda keskin melodilerin hepsi sarkıtlar halinde üzerimize düşüyor. Karlar kralı Aaron Funk ise uçlarını kütleştirmektense sertleştiriyor.