<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muhteviyat: Yazarlar birliği. &#187; Erdem Dilbaz</title>
	<atom:link href="http://muhteviyat.com/author/erdem-dilbaz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://muhteviyat.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Dec 2011 13:42:19 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Gelin birlikte tükürelim böyle sanatın içine!</title>
		<link>http://muhteviyat.com/sanat/gelin-birlikte-tukurelim-boyle-sanatin-icine/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/sanat/gelin-birlikte-tukurelim-boyle-sanatin-icine/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Mar 2011 20:05:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Dilbaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[kavramsal sanat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muhteviyat.com/?p=2345</guid>
		<description><![CDATA[

Pazarlama her iş için geçerli. İnkâr eden yok. Ancak sanat sektörü burun kıvırdığı diğer özel sektörler kadar dahi dikkat etmiyor, özen göstermiyor ürünlerine. Alıcısı kısıtlı, izleyicisi alımlı sanat camiamızın müşteri garantili işlerine siz de girmek istiyorsanız hazır metinlerimizi kullanın.


Bundan 9 ay kadar önce karşı mahallenin çocuğu Erkin Gören “Yeni Başlayanlar İçin Kavramsal Sanat Tarifleri” yayımladı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2346" title="kavramsal_erdem" src="http://muhteviyat.com/files/2011/03/kavramsal_erdem.jpg" alt="" width="600" height="250" /></p>
<blockquote>
<div id="_mcePaste">Pazarlama her iş için geçerli. İnkâr eden yok. Ancak sanat sektörü burun kıvırdığı diğer özel sektörler kadar dahi dikkat etmiyor, özen göstermiyor ürünlerine. Alıcısı kısıtlı, izleyicisi alımlı sanat camiamızın müşteri garantili işlerine siz de girmek istiyorsanız hazır metinlerimizi kullanın.</div>
</blockquote>
<div>
<p>Bundan 9 ay kadar önce karşı mahallenin çocuğu Erkin Gören <a href="http://muhteviyat.com/sanat/yeni-baslayanlar-icin-kavramsal-sanat-tarifleri/" target="_blank">“Yeni Başlayanlar İçin Kavramsal Sanat Tarifleri” </a>yayımladı. Tarifler; kendi kısıtlı imkânlarıyla evlerinde sanat yapmak isteyen insanların başucu blog yazısı oldu. Eleştiriler aldı da boşuna çene yoruldu. Erkin’e hak vermeyi geçtim az bile yaptığı.</p>
<p>Bora Akıncıtürk de <a href="http://www.bananemag.com/?p=3969" target="_blank">Banane Magaziné’</a>e verdiği röportajda Türkiye’de çok fazla kural ve sanatı moda olarak gören insanlar olduğundan bahsetmiş. Doğrudur; trend olan makine parçaları kullanmaksa o da var, ulusal bir partinin gençlik kolunun dahi yaptığında kendine genç sıfatını yakıştırdığı stencil (şablonlu boyama) de var bu sanat dedikleri şeyin içinde. Yalnız bir şeye dikkat edelim; bu eleştiri sektörleşme süreci çoktan başlamış büyükşehirler için geçerli olabilir. Yoksa Anadolu’da sanat anlayışı İstanbul’dakini acımasızca sollayıp geçiyor. Hatta Anadolu’daki hareketler için bir arşivleme çalışması da başlatılmış, sonra nedense yarıda bırakılmış: <a href="http://www.directlinkproject.org/" target="_blank">http://www.directlinkproject.org/</a></p>
</div>
<h3><strong>Bizim sergiye bi metin yazisen?</strong></h3>
<div>
<p>Bu yazının kişisel bir derdi var. O nedenle kendimi özet geçiyorum: Düzenli iş üreten bir ‘sanatçı’ olmadığımdan sektörü besleyen yan partilere ağırlık veriyorum. Kültür endüstrisindeki yönetim eksiğini doldurmaya çalışıp elimden geleni sevdiğim projelere harcıyorum. Bu nedenledir ki yıllardır sergi metinleri yazma konusunda arkadaşlarım ricada bulunur, ben de kırmam, seve seve yazarım. Bahsi geçen sergilerin çoğunu ne görmüşümdür, ne göreceğimdir. Birkaç işin fotoğrafını gönderirler, bir de anahtar kelimeleri verirler. Sonrası bana kalmış; ver Allah ver!</p>
<p>Parametreleri oturmuş (şu şu şu isimler), hamleleri belli (şunu mutlaka açılışa çağırmalı!), risk almaktan uzak (belirli alan dışına çıkmayalım ya Taksim ya Nişantaşı), fonlar ne isterse ona yönelik proje hazırlayan (buna ne diyeceğimi bilemiyorum) sanat yöneticileri ve sanatçılara bir hediyemiz olsun diye farklı sergi içeriklerine yönelik kavramsal sergi metinleri haızrladık. Boşlukları doldurarak siz de kendi serginizi hazırlayabilir, arkadaşlarınıza havanızı atıp çektiğiniz bir çizginin ne menem bir şey olduğunu savunabilirsiniz.</p>
</div>
<h3><strong>Deneysel / Mekanik / Grafik / Naif Karma Sergiler için:</strong></h3>
<div style="text-align: center;">&#8230;&#8230;&#8230;..</div>
<div style="text-align: center;"><em>“Disiplinlerarası ‘Çizgisel’ Yaklaşımlar”</em></div>
<div>Lokasyon:</div>
<div>Açılış tarihi:</div>
<div>Sergi Kapanışı:</div>
<div>Adres:</div>
<div>Telefon:</div>
<p>&#8230;&#8230;.. ; bir grup arkadaşın kişisel çalışmalarını hem birbirleriyle hem de ziyaretçileriyle paylaştıkları disiplinlerarası bir sergidir. Sergide “çizginin” taşıdığı tarihi, bu tarihin çağdaş grafik yaklaşımlarıyla farklı yorumlanışını görecek; sanatçıların anlatımlarını izleyeceksiniz.</p>
<div>
<p>Disiplinlerarası bir tek medyaların çeşitliliğini değil, aynı zamanda üretilme tekniklerinin de çeşitliliğine işaret etmektedir. Sergideki çalışmalar bir araya geldiğinde sanatçılar ve izleyiciler geleneksel / dijital / video / ses / imaj formatlarında temel çizgi anlayışının geçtiği deneysel yolları bir arada görecekler.</p>
<h3><strong>Video İşlerinden Oluşan Karma Sergi:</strong></h3>
</div>
<div style="text-align: center;">&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</div>
<div style="text-align: center;"><em>“Analog Kaygı, Dijital Sanrı”</em></div>
<p>&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;. (Buraya sergi ismini yazın.);  videonun kendini ses ve görüntü katmanlarıyla sunması üzerine kurgulanmıştır. Alışılmış video tekniklerini araç olarak kullanırken yeni teknolojileri işlerinin konsepti haline dönüştüren &#8230; (Buraya sanatçı sayısını yazın.) sanatçı “&#8230;&#8230;. &#8230;&#8230;.” sergisinde buluşuyor. &#8230;’ye (Buraya video adedini yazın.) yakın video çalışmasını sergi süreci boyunca &#8230;.. &#8230;.. Galerisi’nde izleyebileceksiniz.</p>
<div>
<p>&#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. &#8230;&#8230;&#8230; &#8230;&#8230;.. (Buraya sanatçıların işlerini parlatarak biografilerini yaz.) (Kaç sanatçı varsa çoğalt.)</p>
</div>
<h3><strong>Performans Duyurusu:</strong></h3>
<div style="text-align: center;">&#8230;&#8230;&#8230;.</div>
<div style="text-align: center;"><em>“Masumiyet Karinesi”</em></div>
<p>&#8230;.. &#8230;.. (Buraya sanatçı ismini yazın.) 1980 sonrası toplumsal hafızamıza derinden işleyen &#8230;&#8230; &#8211; &#8230;&#8230; (Buraya kadın – erkek, asker – sivil, insan – makine gibi şeyler yazın.) arasındaki ilişkiyi bedeni üzerinden sorguluyor. Bireyin kendi bedeni üzerinde kurduğu iktidar ile toplum normlarının getirdiği resmi iktidar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları tartışmaya açan sanatçı; çağdaş performans sanatlarının imkânlarını hem kendisi hem de izleyiciler için ortaya döküyor.</p>
<p>&#8230;.  - &#8230;. ilişkisini kamusal alana taşıyan sanatçı aynı zamanda Marina Abramovic’in &#8230;&#8230; tarihli &#8230;&#8230;. performansını tekrardan yorumlayarak aynı aracı kullanıp günümüz problematiklerine çözüm arayacak.  Sanatçı, bedenin sınırları ve avatar’ın sınırsız formları üzerine giderken izleyicilerden kendisine eşlik etmelerini bekleyecek. Sanat tarihi ve modern tarih arasındaki ikilikler üzerine kurgulanan performans &#8230;.. &#8230;.. (Buraya afili bir isim yazın.) festivalinde sergilenmeden önce ilk kez &#8230;..’da!</p>
<h3><strong>Sıfatları iyi bilen müşterinin hasını kapar!</strong></h3>
<p>Evet, şimdilik bu kadar. Emin olun şu elimizdeki 3 metin ile sınırsız kombinasyonlar geliştirebiliriz. Şimdi size bir de bu işin sırrı, metinlerin göz bebeği sıfatları, kelimeleri veriyorum. Bu sıfatları da karakterlerine göre dikkatle serpiştirirseniz ister kalantor, ister hipster, isterseniz de belediye encümenlerine hitap eden ‘başarılı’ bir metin hazırlamış olursunuz.</p>
<p>İşte sıfatlarınız: Kavramsal / Sanatsal / Disiplinlerarası – İnterdisipliner / Toplumsal / Spesifik (evet, direkt Türkçe) / Kollaboratif / Deneysel / Dinamik / İçsel / Pragmatik / Dramatik / Zaman – Mekan / Didaktik / Dialektik / Olağanüstü / Sürreal (evet, bu da Türkçe) / Analog / Cyborg/ Liberal Ekonomik Sistem / Makine / Sanat &#8211; Tasarım – Mimari Anlayışı / Normatif / Kolektif / Bir şey – Bir şey ilişkisi / Geleneksel / Çağdaş / Güncel / Dönemsel / Karakteristik / Özgün / Sorunsal / Problematik / Diyagram / Alengirli / Dolambaçlı / Soyutlama / Tarihi / Prestijli / Simgesel / Tezat / Olgu / İmge / Döngü / Kaos ve tabi ki Metafor!</p>
<p>Sanat camiamıza katkılarınızı bekliyor, Melih Gökçek’le kesiştiğimiz tek söylemle makalemize son veriyorum: Tükürürüm böyle sanatın içine!</p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/sanat/gelin-birlikte-tukurelim-boyle-sanatin-icine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paylaşılamayan Müzisyenler</title>
		<link>http://muhteviyat.com/internet/paylasilamayan-muzisyenler/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/internet/paylasilamayan-muzisyenler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Apr 2010 11:40:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Dilbaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muhteviyat.com/?p=2037</guid>
		<description><![CDATA[
Hemen her endüstri kendi sektöründeki paradigma değişiklikleri karşısında varolan işletme modelini korumaya çalışıyor. Böylelikle eldekini kaybetmeden değişimin hemen ardından gelecek sisteme adapte olmak için zaman kazanıyor. Çaba gösteriyor.

Şirketiniz hazırsa müşteriler de zaten sizi bekliyor. Adaptasyon tamamlanınca pazarın yeni koşullarından – tam anlamıyla – çuvalla para götürülüyor. İronik sürecin kâr edeni değişim karşısında hep aynı ölümcül [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2038" title="muzik-production" src="http://muhteviyat.com/files/2010/04/muzik-production.jpg" alt="" width="600" height="250"></p>
<blockquote><p>Hemen her endüstri kendi sektöründeki paradigma değişiklikleri karşısında varolan işletme modelini korumaya çalışıyor. Böylelikle eldekini kaybetmeden değişimin hemen ardından gelecek sisteme adapte olmak için zaman kazanıyor. Çaba gösteriyor.</p>
</blockquote>
<p><img src="http://muhteviyat.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" class="mceWPmore mceItemNoResize" title="More...">Şirketiniz hazırsa müşteriler de zaten sizi bekliyor. Adaptasyon tamamlanınca pazarın yeni koşullarından – tam anlamıyla – çuvalla para götürülüyor. İronik sürecin kâr edeni değişim karşısında hep aynı ölümcül eleştiriyi tekrarlıyor: Radyo icad oluyor kayıt endüstrisi bitiyor; televizyon çıkıyor ortaya, sinemanın geleceği kalmıyor; kaset üretiliyor müzik artık yapılamayacak oluyor, video kasetler çıktığında da sinema sektörü batıyor diye yakınılıyor. CD çıktığında çok korkmuştuk mesela bir daha asla müzik dinleyemeyeceğimiz için. Çocuk aklı işte.</p>
<p>Amma velakin sistem her zamanki gibi duruma ayak uyduyor, maddi evrimini gerçekleştiriyor. Karşı çıkılan tüm bu formatlar tüketiciye misli ücretlerle geri dönüyor. Çünkü yeni formatlar, her ne kadar içerik kalitesi yüksek olmasa da, daha fazla insan için ulaşılabilir oluyor. Bu da üretici için daha fazla kâr getiriyor. Fakat son ve tüm sektörleri etkileyen paradigma değişimi – internet – karşısında müzik sektörü adaptasyonunu tamamlayamıyor. Yara alıyor. IFPI (International Federation of Phonographic Industry) müzik sektöründeki meslek birliklerinin tepe noktası. Ana karargâhı. Her yıl raporlarında illegal müzik paylaşımının sektörün canını yaktığı söyleniyor. İnternetin sektörün dibini oyduğu belirtiliyor. 2008 yılında internetteki illegal paylaşımlar yüzünden sektör tam 290.8 milyon dolar kaybediyor! Raporun detaylarına girince anlıyorsunuz ki bu kayıp sektörün genel kazancının % 0.16’sı! Olsun, farketmez; sektör bir kere kan kaybediyor. O halde ne yapıyoruz; sektörün canını yakan bu interneti kontrol altına alıp ürünlerimizi oradan pazarlıyoruz.</p>
<h4><span style="font-weight: bold" class="Apple-style-span">Bağlantılı hat sahipleri</span></h4>
<p>İnternet merkeziyetten uzak dağıtık yapısı içinde sınırsız kollardan bilgi paylaşımını tetikleyen içeriklerle dolu. Yeni iletişim kanallarını kullanmanızı / yaratmanızı / dilinizi paylaşmanızı sağlıyor. Kullanıcı sayısı arttıkça paylaşımın alanı genişliyor. Sizinle aynı network’te olan, msn’de sizinle konuşan, mail atıp hal hatır soran yeni dalga komşuluk ilişkileri güçleniyor. Komşunuzla her iletişime geçtiğinizde bilginizi, tecrübenizi, yeteneğinizi paylaşabiliyorsunuz. Myspace.com’da karşılaştığınız birinden müziğinize klip yapmasını talep ediyorsunuz. Deviantart.com’da ortaklaşa tasarım çıkartmak istediğiniz başka biriyle iletişime geçiyorsunuz. Emeğinizi samimi bir şekilde paylaşıyorsunuz. Hem de illa peşinde maddi beklenti olmadan. Yaratıcı sektörler yetenekli genç insanları yıllarca böyle sömürdü:<span style="font-style: italic" class="Apple-style-span"> “Portfolyona koyarsın!”</span> Şimdi o gençler / yaşlılar / çocuklar kendi bilgilerini paylaşarak yeni ürünler üretiyor. İster al ister alma. Artık anca peşinden koşarsın.</p>
<p><img style=' float: left; padding: 4px; margin: 0 7px 2px 0;'  class="alignleft size-full wp-image-2039" title="muzik-production2" src="http://muhteviyat.com/files/2010/04/muzik-production2.jpg" alt="" width="250" height="305">Tabi burada paylaşılan bir tek bilgi bazlı içerik de değil. Eve gelen arkadaşınıza beğendiğiniz bir parçayı dinletir gibi, gayet anlaşılır bir heyecanla, beğendiğiniz bir parçayı gönderiyorsunuz. Ama bir dakika; bu aslında suç sayılıyor. Çünkü bu paylaşım sırasında parçanın telifini ödememiş oluyorsunuz. Arkadaşınız o parçayı başkasına gönderirse o da suçlu oluyor. Bu haliyle dosya paylaşımı suç olarak addediliyor. Öyle madem; elimizdeki bir parçayı 50 kuruştan kaç kişiye gönderebiliriz? Hadi diyelim ki gönderdik, bu ödeme işlemini kaç farklı parça için kaç defa yapabiliriz? Bahsettiğimiz tarz illegal paylaşımın tanımında da bu mantık yatıyor. Müzik sektörünün başını asıl yakan internette dosya paylaşımı oluyor. Sektör aradığınız şeye anında, istediğiniz formatta, istediğiniz adette ulaşabilmenize ve onu paylaşabilmenize karşı duruyor. Neden karşı olduklarını da  ‘sanatçı haklarının’ arkasına sığınarak savunuyorlar. Oysa alakası yok.</p>
<h4>Sanatçının buna hakkı var mı?</h4>
<p>Bilmeyenler için söyleyelim, bir albümünün satışından grup / müzisyen satılan ürün başına % 6 – 10 arası kâr alıyor. İş modeli olarak; bilinmeyen birine yatırım yapan prodüktör yatırımını piyasadan geri alana kadar para da vermeyebiliyor. İnternet üzerinden satılan albümden ise prodüksiyon firmasının harcaması dahi geri dönmeyebiliyor. Bu nedenle meslek birlikleri ya da firmalar ellerindeki tüm kataloğu internet üzerinden satış yapan sitelerle kâr payı ortaklığı çerçevesinde paylaşıyorlar. Ya satıştan ya da reklam payı üzerinden telifleri topluyorlar. Yani sanatçı aslında hiçbir zaman prodüksiyon şirketinden para kazanmıyor. Prodüksiyon şirketleri belli başlı sanatçıları kandırmak için önlerine birkaç milyon dolar koyuyor, ondan sonra tüketiciden yolabildiğini yoluyor. Birkaç milyon dolar alan sanatçı da az bulunduğundan, geniş bir kitle, bu dar kitlenin taleplerine göre şekillenen hukuka uymaya zorlanıyor. Aslen bu hukuk müzisyenlerle dinleyicilerinin arasındaki iletişimi de bozuyor.</p>
<p>Müzisyenlerin her zaman amaçları ve kazançları; konserleri ve sahne performansları oluyor. Müzisyen adını duyurarak kendisini izleyecek kişilere ulaşmak için albüm çıkartmak istiyor. Bu durumda internetteki paylaşım müzisyenin de işine geliyor. Albümünüzü alabilecek 100 bin kişi yerine internetten indirerek paylaşacak 1 milyon kişinin müziğinizden haberdar olmasını istemez misiniz? Hesaplamaya dahi gerek yok. 1 milyon kişiden sizin konserlerinize gelerek direkt size maddi destekte bulunacak grubu seçin gitsin. Öte yandan bir arkadaşın diğerine önerisinin değerini milyonlar verseniz satın alamıyorsunuz artık. Dinleyicilerinizin sadakati ve sürekliliği arkadaş zincirleri içinde güçleniyor. Biraz durumun farkında olan müzisyen daha nitelikli işler üretmesi için motivasyonunu bulmuş oluyor.</p>
<h4><span style="font-weight: bold" class="Apple-style-span">Üretici ile tüketici arasında samimiyete dayanan yeni bir hukuk yazılıyor.</span></h4>
<p>En nihayetinde internet herkese açık bir network ve illegal olarak tanımlanan uygulama internetin çıkış amacıyla eşdeğer. Bu nedenle, illa ki sanatçı hakları savunulacaksa, bunun direkt olarak ticari gelirle ilintilenmesi tüketici ile sektör arasındaki mesafeyi belirler. Yani film / dizi / reklam müziği, adaptasyon hakkı, mobil uygulamalar, vb. üzerinden satışlarda sanatçı talep ettiği ücreti alabilmeli. Bunun hak takibi sıkıca yapılmalı, müzik sektörü bu doğrultuda yeni ürünler geliştirmeli. İnternet üzerinden dosya paylaşımları ise, adı üzerinde paylaşımdır: Zira kimse bir başkasının parçasını <span style="font-style: italic" class="Apple-style-span">“bu benim parçam”</span> diye çalıp çırpıp piyasaya sunmuyor.</p>
<p></p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/internet/paylasilamayan-muzisyenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geleceğe meydan okuyan dadaist: George Antheil</title>
		<link>http://muhteviyat.com/musiki/gelecege-meydan-okuyan-dadaist-george-antheil/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/musiki/gelecege-meydan-okuyan-dadaist-george-antheil/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 15:38:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Dilbaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Ballet Méchanique]]></category>
		<category><![CDATA[George Antheil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muhteviyat.com/?p=1944</guid>
		<description><![CDATA[
Daha makineler insan teriyle çarklarını yeni yağlamaya başlamışken bu durumun saçmalığına gözlerini açan kompozitör, derdini ancak 75 yıl sonra anlatabiliyor
(...)Devamını oku &#124;  © Erdem Dilbaz &#124; 
 Müzik &#124; 2010 

© Muhteviyat: Yazarlar birliği. &#124; RSS &#124; 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-1946" title="antheil" src="http://muhteviyat.com/files/2010/03/antheil1.jpg" alt="" width="600" height="305" /></p>
<blockquote><p>Daha makineler insan teriyle çarklarını yeni yağlamaya başlamışken bu durumun saçmalığına gözlerini açan kompozitör, derdini ancak 75 yıl sonra anlatabiliyor</p></blockquote>
<p>(...)<br/><a href="http://muhteviyat.com/musiki/gelecege-meydan-okuyan-dadaist-george-antheil/">Devamını oku</a> |  © <a href="Erdem Dilbaz">Erdem Dilbaz</a> | 
<a href=" Müzik"> Müzik</a> | 2010 </p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/musiki/gelecege-meydan-okuyan-dadaist-george-antheil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Eylemler Tasarlamamız Gerekiyor!</title>
		<link>http://muhteviyat.com/yasam/yeni-eylemler-tasarlamamiz-gerekiyor/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/yasam/yeni-eylemler-tasarlamamiz-gerekiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 11:13:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Dilbaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[eylem]]></category>
		<category><![CDATA[stk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muhteviyat.com/?p=1886</guid>
		<description><![CDATA[
“Dünyanın” ayaklandığı zaman olarak 1960’dan 1980’e kadarki zaman aralığını işaret edebiliyoruz. Amerika, Avrupa değil bir tek; hemen her yerde değişim isteniyor. İran’da 1979’da yaşanan İslam devrimi dahi o dönem herkesin iyi kötü bazı hakları almak için ortalığı ayağa kaldırdığını gösteriyor. Hepsi de gereklilik olarak önümüze sunulan politikalara bizim katkımız oluyor.
Devasa kitleleri ilgilendiren sosyal adaletsizlik, barış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://muhteviyat.com/files/2010/03/eylemplani.jpg" rel="lightbox[1886]"><img class="alignnone size-full wp-image-1887" title="eylemplani" src="http://muhteviyat.com/files/2010/03/eylemplani.jpg" alt="" width="600" height="250" /></a></p>
<p>“Dünyanın” ayaklandığı zaman olarak 1960’dan 1980’e kadarki zaman aralığını işaret edebiliyoruz. Amerika, Avrupa değil bir tek; hemen her yerde değişim isteniyor. İran’da 1979’da yaşanan İslam devrimi dahi o dönem herkesin iyi kötü bazı hakları almak için ortalığı ayağa kaldırdığını gösteriyor. Hepsi de gereklilik olarak önümüze sunulan politikalara bizim katkımız oluyor.</p>
<p>Devasa kitleleri ilgilendiren sosyal adaletsizlik, barış talebi, hak arama mücadeleleri 1980’den soğuk savaşın yavaşça sönmeye başladığı tarihlere doğru azalıyor. Tüketim toplumu klişe olmaya başlıyor. Kabulleniliyor. Artık bu dönemden sonra kitlelerin liberal ekonomiyle kazandıkları yeni kimlik söylemleri ile bireyselleşen toplulukların sesi makro düzeyde çıkamıyor. Bir iki örnek verebilirsiniz; yeterli mi? Sesinizdeki umuda inanan kaç kişi kaldı? Bir önceki dönemi gölgede bırakabilir mi yaptıklarınız? Belki insanlar barış söylemlerinden umutlarını yitirdiler, belki de sistemin karşısında değil içinde durmaya çalıştılar. Kim bilir? Hak arama mücadelelerinin ortak söylemleri olan barış, kardeşlik ve eşitlik tavrı o ilk çıktığı güne gömülüyor. Saygımızdan barış, kardeşlik ve eşitliği eylemlere katıyoruz. Yoksa hepimiz fakrındayız karşıt söylemin taleplerimizi yaşatmak için varolduğundan.</p>
<p>Halilye kalabalıkların biraraya gelerek klasik bir ‘eylem koymalarının’ bir anlamı eskiye kıyasla olmuyor. Hele de yazarımız gibi dijital yaşama adapte olmuş, kapitalizmin ürünlerini renkli, faydalı ciciler olarak gören yeni nesiller için eylemler saygı duyulan ama umudumuzu bağlayıp kendimizi feda edeceğimiz davalar değil artık. Zaten, hele de bizim ülkemizde, devletler / hükümetler / insanlık öyle katmerli ki bu eylem tipine bir gıdım laf işlemiyor kimseye. Bir konuya dikkat çekmek için yeni yöntemler geliştiriliyor. Yeni eylem teknikleri planlanıyor. Tüm toplum değil de böyle ufak gruplar sokağa sahip çıkmaya başladıkça da kamusal alan değer kazanıyor. Kamusal alanda yapılan eylemler de içerik açısından zenginleşiyor. Güle oynaya, dansla, müzikle, yeni medya teknolojileriyle insanlar dertlerini anlatıyor. İsteklerini çoğunluğa kabul ettirebiliyorlar. Dönem artık düz ritmlerle kalabalıkları ayaklandırmak ve makro problemlerin peşinden milyonların ayaklanması dönemi değil. Dönem, zekice düşünülmüş çoğulcu katkının sağlanabileceği eğlenceli eylemleri kamusal alana taşınma dönemi.</p>
<h3><strong>Ne kadar eylemceli bir gün!</strong></h3>
<p><a href="http://muhteviyat.com/files/2010/03/cc_petersburg3.jpg" rel="lightbox[1886]"><img style=' float: left; padding: 4px; margin: 0 7px 2px 0;'  class="alignleft size-medium wp-image-1892" title="cc_petersburg3" src="http://muhteviyat.com/files/2010/03/cc_petersburg3-344x230.jpg" alt="" width="344" height="230" /></a>Bu tip aktivistliğin ilgi çekici olması açısından en iyi örneklerinden biri Helsinki’de ortaya çıkan <strong>Complaints Choir (Şikayet Korosu)</strong>: <strong>Tellervo Kalleinen</strong> ve <strong>Oliver Kochta-Kalleinen</strong> tarafından geliştirilen proje <strong>Fince Valituskuoro</strong> kelimesinden geliyor. Bir grup insanın aynı anda birşeylerden şikayetçi olması durumu. Şikayet Korosu farklı kıtalarda birçok kentin misafiri olmaya devam ediyor. Gittiği yerlerde açık çağrıyla koroya katılacak kişilere ulaşıyorlar. Herkesin şikayetini dinliyor, bir yere yazıyorlar. Ardından ekipteki müzisyenle beraber bu şikayetleri belirli bir harmoniye oturtmaya çalışıyorlar. En nihayetin, provalar bitince de, tüm katılımcılar halka açık bir mekanda hazırladıkları parçayı söylüyorlar. Kimi bira fiyatlarından şikayet ediyor, kimi kent yöneticilerin pasifliğinden dem vuruyor. <strong>Türkiye’de cˇu&#8217;m„a* (Contemporary Utopia Management) </strong>organizasyonuyla yürütülen proje, ne yazıktır ki,<strong> MİAM </strong>bahçesinde son buldu.</p>
<p>İlgi çekici diğer bir eylem de 2003 yılında <strong>Kelly Mark</strong>’ın gerçekleştirdiği ‘<strong>Demonstration’. </strong>30 kişi, 2 saat süre boyunca ‘hiçbirşey’ yapıyorlar. Ellerinde tamamen boş dövizlerle, onlara dik dik bakan sahte polisleriyle, yürüyen kalabalık sürekli olarak <strong>“Ne istiyoruz&#8230; Hiçbirşey” – “Ne zaman istiyoruz&#8230; Şimdi!” – “Niye istiyoruz&#8230; Bilmiyoruz!”</strong> diyerek eylemlerini gerçekleştiriyorlar. Sokaktakiler haliyle ne tepki göstereceklerini bilemiyorlar, soru işaretlerini düşünüyorlar.</p>
<p><strong>Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK)</strong> ve sanatçı insiyatiflerinin genel problemi hazırladıkları eylemlere konu olan kişileri eyleme dahil edememeleri oluyor. Evsizler için eylem yapıyorsunuz; hali vakti yerinde insanlar katılıyor. İşçiler için eylem yapıyorsunuz; eyleme katılanlardan yarıdan fazlasının derdi değil bu konu. Çevre diyorsunuz; ağacın dibine tükürerek gelinebiliyor eyleme. New York (Nevşehir) menşeli Right to the City ekibi ise bu probleme çare bulmuş. Kentin ekonomik ve demokratik haklarını paylaşmak adına hak sahiplerine ulaşıyorlar ve onları da eylemlerine dahil ediyorlar.LGBT ve evsizlerin haklarını aramaları için eylemler tasarlayan ekip ilgili kişileri eylemlerine dahil edebiliyor. Örneğin evsizlerin yaşadığı bölgeyi mutenalaştırmak isteyen belediyeye, o alan içinde, evsizler kendi giysilerinden yaz – kış kreasyonlarını podyumda yürür gibi herkese sunuyorlar. Dertlerini karşısındaki kişilerin anlayacağı dile yüceltiyorlar. Bu ironi de ses getirmeye yetiyor.</p>
<h3><strong>Çözümler sorunlu alanın simülasyonunda</strong></h3>
<p><a href="http://muhteviyat.com/files/2010/03/cc_petersburg1.jpg" rel="lightbox[1886]"><img style=' float: left; padding: 4px; margin: 0 7px 2px 0;'  class="alignleft size-medium wp-image-1894" title="cc_petersburg1" src="http://muhteviyat.com/files/2010/03/cc_petersburg1-344x230.jpg" alt="" width="344" height="230" /></a>Kitlelerin buluşması gerekiyor. Yoksa eylemler bir grup insanın tatmin olmasını sağlıyor; etkilerini ilgililer göremiyor. Elbette bir ülkede ya da ortak değerleri olan topluluklarda yeşeren iletişim kültürünün önemi büyük. Hep söyleriz mesela; ‘bizim ülkede neden ses çıkmıyor haksızlıklara?’ diye. Çıkmaz olur mu, çıkıyor. Fakat ses çıkartma tarzı, eylem şekli standart. Geniş kitleleri ilgilendiren toplu iş sözleşmesine karşı bir tutuma, kişisel mahremiyeti hiçe sayan uygulamalara, faili meçhul cinayetlere yönelik yaptığımız eylemlerde kullandığımız yöntemle her konuyu irdelememiz, eleştirmemiz mümkün mü?</p>
<p>Varsayalım; devlet internet üzerindeki hareketlere yönelik bir yasa hazırlıyor ve bu yasa iletişim özgürlüğümüze – imzadaşı olduğumuz uluslararası insan hakları beyannamesine – karşı. Hakkımızı aramak, sesimizi duyurmak için sokağa dökülebiliriz. Ancak internetin sosyal yapısına uygun organik ve dinamik, çok sesli, rengarenk bir eylem düşünmez de sabahları bizi uyandıran anne frekansıyla sokakta bağırmaya devam edersek, kendimize haksızlık yapmış olmaz mıyız? Yaşadığımız sorunu yaşadığımız alanın ne olduğunu göstererek karşımızdakilere iletebiliriz. Yasanın sosyal bağlarımızla örtüşmediğini, bu yasanın bize işlemeyeceğini, hakkımızı arayacağımızı, kontrol altına alınamayacak sözü dinlenecek bir kalabalık olduğumuzu anca o zaman anlatabiliriz. Aksi takdirde sese karşı korumalı perçinlenmiş ilgililerin bizi duymasını beklemeyelim hiç. Onlar bizden önce de 100binlerce kişiyi karşılıksız bıraktı. Talepleri ya geçiştirdiler ya çöplüğü attılar.</p>
<p>Talebiniz neyse sorun yaşadığınız alanın yapısını bir benzerini insanlar içinde yaratın. Simülasyonunu eğlenceli / teatral / dinamik bütünsellik içinde herkese yaşatın. Bulunduğunuz iletişim ağlarının bir haritasını çizin eyleminizde. Sorunlu bölgeye dikkat çekecek kurgular tasarlayın. İnsanlar derdinizi anlamaktan önce hissetsinler. Sesinizi ilk kez duyanların önyargıları varsa bile yaşadığınız sıkıntının insani boyutunu farkettiklerinde zaten size destek olacaklardır. En nihayetinde konunun ilgilileri de bariz olanın karşısında sizi dinlememezlik edemeyecekler. Çünkü bu sefer derdinize ortak olacak birçok insan ilgililere baskı yapmanızda yanınızda olacaktır.</p>
<p>Tüm bunları yaptığınızda eyleminiz bitti mi peki? Hayır; şimdi daha yeni başlıyor. Anca lafınız dinlenmeye başlandı çünkü. O halde ne konuşacağınızı, çözüm önerilerinizi ve karşılıklı çıkarlarınızın optimum noktasını belirleyip pazarlığa başlamanız gerekiyor. Sadece bilgi değil etkileyici bir şekilde onu aktarmak gerekiyor. Ve tabi; tüm bu süreçlerin iyi yönetilmesi.</p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/yasam/yeni-eylemler-tasarlamamiz-gerekiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dijital Çağda Metamorfoz</title>
		<link>http://muhteviyat.com/internet/dijital-cagda-metamorfoz/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/internet/dijital-cagda-metamorfoz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 15:18:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Dilbaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[korsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muhteviyat.com/?p=729</guid>
		<description><![CDATA[
Korsan avı sektördeki firmalar için verimli bir spor mudur? Müzik sektörü yaratıcı endüstriler arasındaki ana karargahtır. Sinema, edebiyat, bilgisayar oyunları, grafik sanatları, sahne sanatları ve moda benzeri sektörlerin ortak besin kaynağıdır. Kimi zaman direkt bir sektörün iş ortağıdır kimi zaman da oradadır ama pasiftir, yancıdır.
(...)Devamını oku &#124;  © Erdem Dilbaz &#124; 
 Müzik,  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-1375 alignnone" title="korsanmuzik" src="http://muhteviyat.com/files/2010/01/korsanmuzik.jpg" alt="" width="600" height="224" /></p>
<blockquote><p><strong><strong>Korsan avı sektördeki firmalar için verimli bir spor mudur?</strong></strong> Müzik sektörü yaratıcı endüstriler arasındaki ana karargahtır. Sinema, edebiyat, bilgisayar oyunları, grafik sanatları, sahne sanatları ve moda benzeri sektörlerin ortak besin kaynağıdır. Kimi zaman direkt bir sektörün iş ortağıdır kimi zaman da oradadır ama pasiftir, yancıdır.</p></blockquote>
<p>(...)<br/><a href="http://muhteviyat.com/internet/dijital-cagda-metamorfoz/">Devamını oku</a> |  © <a href="Erdem Dilbaz">Erdem Dilbaz</a> | 
<a href=" Müzik,  İnternet"> Müzik,  İnternet</a> | 2010 </p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/internet/dijital-cagda-metamorfoz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>3in1: Robotlar, Lomolar, Vintage</title>
		<link>http://muhteviyat.com/yasam/3in1-robotlar-lomolar-vintage/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/yasam/3in1-robotlar-lomolar-vintage/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 13:41:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Dilbaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Lomo]]></category>
		<category><![CDATA[Robot]]></category>
		<category><![CDATA[Vintage]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhteviyat.com/?p=1023</guid>
		<description><![CDATA[
Bu yazı yazılırken hiçbir robota, lomo’ya, vintage (vintıc) ürüne, kadına ve erkeğe zarar verilmemiştir. Yazıda bahsi geçen karakterler gerçektir. İsimler ise tamamen atmasyon kombinasyonlardır.
(...)Devamını oku &#124;  © Erdem Dilbaz &#124; 
 Yaşam &#124; 2009 

© Muhteviyat: Yazarlar birliği. &#124; RSS &#124; 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-1025" title="i_love_robot_lomo_erdem_1" src="http://muhteviyat.com/files/2009/07/i_love_robot_lomo_erdem_1.jpg" alt="" width="566" height="247" /></p>
<blockquote><p>Bu yazı yazılırken hiçbir robota, lomo’ya, vintage (vintıc) ürüne, kadına ve erkeğe zarar verilmemiştir. Yazıda bahsi geçen karakterler gerçektir. İsimler ise tamamen atmasyon kombinasyonlardır.</p></blockquote>
<p>(...)<br/><a href="http://muhteviyat.com/yasam/3in1-robotlar-lomolar-vintage/">Devamını oku</a> |  © <a href="Erdem Dilbaz">Erdem Dilbaz</a> | 
<a href=" Yaşam"> Yaşam</a> | 2009 </p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/yasam/3in1-robotlar-lomolar-vintage/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AKM&#8217;nin açılımı nedir?</title>
		<link>http://muhteviyat.com/sanat/akm_acilimi/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/sanat/akm_acilimi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 20:13:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Dilbaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[akm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhteviyat.com/?p=749</guid>
		<description><![CDATA[
Toplumlar tarihlerini yaratıyor. Sapkın tutkularla yaratılanlar çoğunlukta mıdır bilmiyorum. Burada, öyle olduğu hissediliyor. Toplumlar tarihlerini korumak için ellerinden gelini yapıyorlar. Ortak bilincimizi koruyorlarsa ne güzel. Sadece ortak bilinç yaratıyorlarsa vah halimize. Toplum dediğimiz devlet dediğimizle karışıyor olmasın? Öyleyse toplumu devlet mi yaratıyor?
(...)Devamını oku &#124;  © Erdem Dilbaz &#124; 
 Sanat &#124; 2009 

© Muhteviyat: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-1210" title="akm-1" src="http://muhteviyat.com/files/2009/05/akm_erdem_.jpg" alt="" width="566" height="247" /></p>
<blockquote><p>Toplumlar tarihlerini yaratıyor. Sapkın tutkularla yaratılanlar çoğunlukta mıdır bilmiyorum. Burada, öyle olduğu hissediliyor. Toplumlar tarihlerini korumak için ellerinden gelini yapıyorlar. Ortak bilincimizi koruyorlarsa ne güzel. Sadece ortak bilinç yaratıyorlarsa vah halimize. Toplum dediğimiz devlet dediğimizle karışıyor olmasın? Öyleyse toplumu devlet mi yaratıyor?</p></blockquote>
<p>(...)<br/><a href="http://muhteviyat.com/sanat/akm_acilimi/">Devamını oku</a> |  © <a href="Erdem Dilbaz">Erdem Dilbaz</a> | 
<a href=" Sanat"> Sanat</a> | 2009 </p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/sanat/akm_acilimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Farklı zaman ve mekan: Venetian Snares</title>
		<link>http://muhteviyat.com/musiki/farkli-zaman-ve-mekan-venetian-snares/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/musiki/farkli-zaman-ve-mekan-venetian-snares/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2006 10:31:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Dilbaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Venetian Snares]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhteviyat.com/?p=465</guid>
		<description><![CDATA[
Kanada’nın soğuğundan mı bilinmez, son yıllarda keskin melodilerin hepsi sarkıtlar halinde üzerimize düşüyor. Karlar kralı Aaron Funk ise uçlarını kütleştirmektense sertleştiriyor.
(...)Devamını oku &#124;  © Erdem Dilbaz &#124; 
 Müzik &#124; 2006 

© Muhteviyat: Yazarlar birliği. &#124; RSS &#124; 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-467" title="venetian_02" src="http://muhteviyat.com/files/2009/01/venetian_erdem_02.jpg" alt="" width="566" height="247" /></p>
<blockquote><p>Kanada’nın soğuğundan mı bilinmez, son yıllarda keskin melodilerin hepsi sarkıtlar halinde üzerimize düşüyor. Karlar kralı Aaron Funk ise uçlarını kütleştirmektense sertleştiriyor.</p></blockquote>
<p>(...)<br/><a href="http://muhteviyat.com/musiki/farkli-zaman-ve-mekan-venetian-snares/">Devamını oku</a> |  © <a href="Erdem Dilbaz">Erdem Dilbaz</a> | 
<a href=" Müzik"> Müzik</a> | 2006 </p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/musiki/farkli-zaman-ve-mekan-venetian-snares/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

