Paylaşılamayan Müzisyenler

Erdem Dilbaz 15 04 2010

0


Hemen her endüstri kendi sektöründeki paradigma değişiklikleri karşısında varolan işletme modelini korumaya çalışıyor. Böylelikle eldekini kaybetmeden değişimin hemen ardından gelecek sisteme adapte olmak için zaman kazanıyor. Çaba gösteriyor.

Şirketiniz hazırsa müşteriler de zaten sizi bekliyor. Adaptasyon tamamlanınca pazarın yeni koşullarından – tam anlamıyla – çuvalla para götürülüyor. İronik sürecin kâr edeni değişim karşısında hep aynı ölümcül eleştiriyi tekrarlıyor: Radyo icad oluyor kayıt endüstrisi bitiyor; televizyon çıkıyor ortaya, sinemanın geleceği kalmıyor; kaset üretiliyor müzik artık yapılamayacak oluyor, video kasetler çıktığında da sinema sektörü batıyor diye yakınılıyor. CD çıktığında çok korkmuştuk mesela bir daha asla müzik dinleyemeyeceğimiz için. Çocuk aklı işte.

Amma velakin sistem her zamanki gibi duruma ayak uyduyor, maddi evrimini gerçekleştiriyor. Karşı çıkılan tüm bu formatlar tüketiciye misli ücretlerle geri dönüyor. Çünkü yeni formatlar, her ne kadar içerik kalitesi yüksek olmasa da, daha fazla insan için ulaşılabilir oluyor. Bu da üretici için daha fazla kâr getiriyor. Fakat son ve tüm sektörleri etkileyen paradigma değişimi – internet – karşısında müzik sektörü adaptasyonunu tamamlayamıyor. Yara alıyor. IFPI (International Federation of Phonographic Industry) müzik sektöründeki meslek birliklerinin tepe noktası. Ana karargâhı. Her yıl raporlarında illegal müzik paylaşımının sektörün canını yaktığı söyleniyor. İnternetin sektörün dibini oyduğu belirtiliyor. 2008 yılında internetteki illegal paylaşımlar yüzünden sektör tam 290.8 milyon dolar kaybediyor! Raporun detaylarına girince anlıyorsunuz ki bu kayıp sektörün genel kazancının % 0.16’sı! Olsun, farketmez; sektör bir kere kan kaybediyor. O halde ne yapıyoruz; sektörün canını yakan bu interneti kontrol altına alıp ürünlerimizi oradan pazarlıyoruz.

Bağlantılı hat sahipleri

İnternet merkeziyetten uzak dağıtık yapısı içinde sınırsız kollardan bilgi paylaşımını tetikleyen içeriklerle dolu. Yeni iletişim kanallarını kullanmanızı / yaratmanızı / dilinizi paylaşmanızı sağlıyor. Kullanıcı sayısı arttıkça paylaşımın alanı genişliyor. Sizinle aynı network’te olan, msn’de sizinle konuşan, mail atıp hal hatır soran yeni dalga komşuluk ilişkileri güçleniyor. Komşunuzla her iletişime geçtiğinizde bilginizi, tecrübenizi, yeteneğinizi paylaşabiliyorsunuz. Myspace.com’da karşılaştığınız birinden müziğinize klip yapmasını talep ediyorsunuz. Deviantart.com’da ortaklaşa tasarım çıkartmak istediğiniz başka biriyle iletişime geçiyorsunuz. Emeğinizi samimi bir şekilde paylaşıyorsunuz. Hem de illa peşinde maddi beklenti olmadan. Yaratıcı sektörler yetenekli genç insanları yıllarca böyle sömürdü: “Portfolyona koyarsın!” Şimdi o gençler / yaşlılar / çocuklar kendi bilgilerini paylaşarak yeni ürünler üretiyor. İster al ister alma. Artık anca peşinden koşarsın.

Tabi burada paylaşılan bir tek bilgi bazlı içerik de değil. Eve gelen arkadaşınıza beğendiğiniz bir parçayı dinletir gibi, gayet anlaşılır bir heyecanla, beğendiğiniz bir parçayı gönderiyorsunuz. Ama bir dakika; bu aslında suç sayılıyor. Çünkü bu paylaşım sırasında parçanın telifini ödememiş oluyorsunuz. Arkadaşınız o parçayı başkasına gönderirse o da suçlu oluyor. Bu haliyle dosya paylaşımı suç olarak addediliyor. Öyle madem; elimizdeki bir parçayı 50 kuruştan kaç kişiye gönderebiliriz? Hadi diyelim ki gönderdik, bu ödeme işlemini kaç farklı parça için kaç defa yapabiliriz? Bahsettiğimiz tarz illegal paylaşımın tanımında da bu mantık yatıyor. Müzik sektörünün başını asıl yakan internette dosya paylaşımı oluyor. Sektör aradığınız şeye anında, istediğiniz formatta, istediğiniz adette ulaşabilmenize ve onu paylaşabilmenize karşı duruyor. Neden karşı olduklarını da ‘sanatçı haklarının’ arkasına sığınarak savunuyorlar. Oysa alakası yok.

Sanatçının buna hakkı var mı?

Bilmeyenler için söyleyelim, bir albümünün satışından grup / müzisyen satılan ürün başına % 6 – 10 arası kâr alıyor. İş modeli olarak; bilinmeyen birine yatırım yapan prodüktör yatırımını piyasadan geri alana kadar para da vermeyebiliyor. İnternet üzerinden satılan albümden ise prodüksiyon firmasının harcaması dahi geri dönmeyebiliyor. Bu nedenle meslek birlikleri ya da firmalar ellerindeki tüm kataloğu internet üzerinden satış yapan sitelerle kâr payı ortaklığı çerçevesinde paylaşıyorlar. Ya satıştan ya da reklam payı üzerinden telifleri topluyorlar. Yani sanatçı aslında hiçbir zaman prodüksiyon şirketinden para kazanmıyor. Prodüksiyon şirketleri belli başlı sanatçıları kandırmak için önlerine birkaç milyon dolar koyuyor, ondan sonra tüketiciden yolabildiğini yoluyor. Birkaç milyon dolar alan sanatçı da az bulunduğundan, geniş bir kitle, bu dar kitlenin taleplerine göre şekillenen hukuka uymaya zorlanıyor. Aslen bu hukuk müzisyenlerle dinleyicilerinin arasındaki iletişimi de bozuyor.

Müzisyenlerin her zaman amaçları ve kazançları; konserleri ve sahne performansları oluyor. Müzisyen adını duyurarak kendisini izleyecek kişilere ulaşmak için albüm çıkartmak istiyor. Bu durumda internetteki paylaşım müzisyenin de işine geliyor. Albümünüzü alabilecek 100 bin kişi yerine internetten indirerek paylaşacak 1 milyon kişinin müziğinizden haberdar olmasını istemez misiniz? Hesaplamaya dahi gerek yok. 1 milyon kişiden sizin konserlerinize gelerek direkt size maddi destekte bulunacak grubu seçin gitsin. Öte yandan bir arkadaşın diğerine önerisinin değerini milyonlar verseniz satın alamıyorsunuz artık. Dinleyicilerinizin sadakati ve sürekliliği arkadaş zincirleri içinde güçleniyor. Biraz durumun farkında olan müzisyen daha nitelikli işler üretmesi için motivasyonunu bulmuş oluyor.

Üretici ile tüketici arasında samimiyete dayanan yeni bir hukuk yazılıyor.

En nihayetinde internet herkese açık bir network ve illegal olarak tanımlanan uygulama internetin çıkış amacıyla eşdeğer. Bu nedenle, illa ki sanatçı hakları savunulacaksa, bunun direkt olarak ticari gelirle ilintilenmesi tüketici ile sektör arasındaki mesafeyi belirler. Yani film / dizi / reklam müziği, adaptasyon hakkı, mobil uygulamalar, vb. üzerinden satışlarda sanatçı talep ettiği ücreti alabilmeli. Bunun hak takibi sıkıca yapılmalı, müzik sektörü bu doğrultuda yeni ürünler geliştirmeli. İnternet üzerinden dosya paylaşımları ise, adı üzerinde paylaşımdır: Zira kimse bir başkasının parçasını “bu benim parçam” diye çalıp çırpıp piyasaya sunmuyor.