<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muhteviyat: Yazarlar birliği. &#187; Yaşam</title>
	<atom:link href="http://muhteviyat.com/kategori/yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://muhteviyat.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Aug 2010 11:04:35 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Söz konusu Okan Bayülgen’se, gerisi teferruattır</title>
		<link>http://muhteviyat.com/yasam/soz-konusu-okan-bayulgen%e2%80%99se-gerisi-teferruattir/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/yasam/soz-konusu-okan-bayulgen%e2%80%99se-gerisi-teferruattir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 08:01:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Elmira Cancan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[medya kralı]]></category>
		<category><![CDATA[okan bayülgen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muhteviyat.com/?p=2045</guid>
		<description><![CDATA[Okan Bayülgen’in son senelerde yapmakta olduğu ismi farklı, konukları da içeriği de aynı, eleştiriye kapalı program formatına bakınca, akla Türkiye’de eğlence anlayışının geçirdiği değişimler ve yeniliklerin kaçınılmaz şekilde dogmaya, tahammülsüzlüğe dönüştüğü düşüyor. 
(...)Devamını oku &#124;  © Elmira Cancan &#124; 
 Yaşam &#124; 2010 

© Muhteviyat: Yazarlar birliği. &#124; RSS &#124; 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_2046" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px;  border: 1px solid #dddddd; background-color: #f3f3f3; padding-top: 4px; margin: 10px; text-align:center;"><a href="http://www.behance.net/akselceylan "><img class="size-full wp-image-2046 " title="okan-bayulgen" src="http://muhteviyat.com/files/2010/04/okan-bayulgen.jpg" alt="" width="600" height="250" /></a><p style=' padding: 0 4px 5px; margin: 0;'  class="wp-caption-text">İllüstrasyon: Aksel Ceylan</p></div>
<blockquote><p><strong>Okan Bayülgen’in son senelerde yapmakta olduğu ismi farklı, konukları da içeriği de aynı, eleştiriye kapalı program formatına bakınca, akla Türkiye’de eğlence anlayışının geçirdiği değişimler ve yeniliklerin kaçınılmaz şekilde dogmaya, tahammülsüzlüğe dönüştüğü düşüyor. </strong></p></blockquote>
<p>(...)<br/><a href="http://muhteviyat.com/yasam/soz-konusu-okan-bayulgen%e2%80%99se-gerisi-teferruattir/">Devamını oku</a> |  © <a href="elmiracancan">Elmira Cancan</a> | 
<a href=" Yaşam"> Yaşam</a> | 2010 </p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/yasam/soz-konusu-okan-bayulgen%e2%80%99se-gerisi-teferruattir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıcak bir öğlen üzeri anımsamalar</title>
		<link>http://muhteviyat.com/teknoloji/sicak-bir-oglen-uzeri-animsamalar/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/teknoloji/sicak-bir-oglen-uzeri-animsamalar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2010 15:25:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rıfat Akçe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[amiga]]></category>
		<category><![CDATA[c64]]></category>
		<category><![CDATA[Oyun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muhteviyat.com/?p=2029</guid>
		<description><![CDATA[
Çok oynardık kardeşimle ben. Halıların çizgileri yol, parkelerde deniz olurdu. Saatlerce trafik yapardık halının çizgilerinde. Dev binalar olurdu, aralarında otoyollar, denizlerde yelkenliler, gemilerde yolcular… Kahretsin ne zevkliydi! Bir günün öğleden sonra uykusu; beş çayı evveli&#8230;
(...)Devamını oku &#124;  © Rıfat Akçe &#124; 
 Teknoloji,  Yaşam &#124; 2010 

© Muhteviyat: Yazarlar birliği. &#124; RSS &#124; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2033" title="oyunoynamak" src="http://muhteviyat.com/files/2010/04/oyunoynamak.jpg" alt="" width="600" height="250" /></p>
<p>Çok oynardık kardeşimle ben. Halıların çizgileri yol, parkelerde deniz olurdu. Saatlerce trafik yapardık halının çizgilerinde. Dev binalar olurdu, aralarında otoyollar, denizlerde yelkenliler, gemilerde yolcular… Kahretsin ne zevkliydi! Bir günün öğleden sonra uykusu; beş çayı evveli&#8230;</p>
<p>(...)<br/><a href="http://muhteviyat.com/teknoloji/sicak-bir-oglen-uzeri-animsamalar/">Devamını oku</a> |  © <a href="Rıfat Akçe">Rıfat Akçe</a> | 
<a href=" Teknoloji,  Yaşam"> Teknoloji,  Yaşam</a> | 2010 </p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/teknoloji/sicak-bir-oglen-uzeri-animsamalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saba Tümer diyetiyle hazmı kolay ünsüzler</title>
		<link>http://muhteviyat.com/yasam/saba-tumer-diyetiyle-hazmi-kolay-unsuzler/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/yasam/saba-tumer-diyetiyle-hazmi-kolay-unsuzler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 17:02:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Elmira Cancan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Lopus]]></category>
		<category><![CDATA[Saba Tümer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muhteviyat.com/?p=1999</guid>
		<description><![CDATA[
Saba Tümer&#8217;i, oynamaya yerin dar geldiği İzmir’den kendini İstanbul&#8217;a atıvermiş, çalışkan, azimli, (akrabası Show TV kurucularından olduğundan ünü cebinde garanti) İzmirli bir güzel olarak, lazer marifeti bembeyaz dişleri ve komşuda çay saati gibi diz dize, samimi sohbetleriyle tanıdık.
(...)Devamını oku &#124;  © Elmira Cancan &#124; 
 Yaşam &#124; 2010 

© Muhteviyat: Yazarlar birliği. &#124; RSS [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-2000" title="sabatumer" src="http://muhteviyat.com/files/2010/03/sabatumer.jpg" alt="" width="601" height="306" /></p>
<blockquote><p>Saba Tümer&#8217;i, oynamaya yerin dar geldiği İzmir’den kendini İstanbul&#8217;a atıvermiş, çalışkan, azimli, (akrabası Show TV kurucularından olduğundan ünü cebinde garanti) İzmirli bir güzel olarak, lazer marifeti bembeyaz dişleri ve komşuda çay saati gibi diz dize, samimi sohbetleriyle tanıdık.</p></blockquote>
<p>(...)<br/><a href="http://muhteviyat.com/yasam/saba-tumer-diyetiyle-hazmi-kolay-unsuzler/">Devamını oku</a> |  © <a href="elmiracancan">Elmira Cancan</a> | 
<a href=" Yaşam"> Yaşam</a> | 2010 </p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/yasam/saba-tumer-diyetiyle-hazmi-kolay-unsuzler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Eylemler Tasarlamamız Gerekiyor!</title>
		<link>http://muhteviyat.com/yasam/yeni-eylemler-tasarlamamiz-gerekiyor/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/yasam/yeni-eylemler-tasarlamamiz-gerekiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 11:13:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Dilbaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[eylem]]></category>
		<category><![CDATA[stk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muhteviyat.com/?p=1886</guid>
		<description><![CDATA[
“Dünyanın” ayaklandığı zaman olarak 1960’dan 1980’e kadarki zaman aralığını işaret edebiliyoruz. Amerika, Avrupa değil bir tek; hemen her yerde değişim isteniyor. İran’da 1979’da yaşanan İslam devrimi dahi o dönem herkesin iyi kötü bazı hakları almak için ortalığı ayağa kaldırdığını gösteriyor. Hepsi de gereklilik olarak önümüze sunulan politikalara bizim katkımız oluyor.
Devasa kitleleri ilgilendiren sosyal adaletsizlik, barış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://muhteviyat.com/files/2010/03/eylemplani.jpg" rel="lightbox[1886]"><img class="alignnone size-full wp-image-1887" title="eylemplani" src="http://muhteviyat.com/files/2010/03/eylemplani.jpg" alt="" width="600" height="250" /></a></p>
<p>“Dünyanın” ayaklandığı zaman olarak 1960’dan 1980’e kadarki zaman aralığını işaret edebiliyoruz. Amerika, Avrupa değil bir tek; hemen her yerde değişim isteniyor. İran’da 1979’da yaşanan İslam devrimi dahi o dönem herkesin iyi kötü bazı hakları almak için ortalığı ayağa kaldırdığını gösteriyor. Hepsi de gereklilik olarak önümüze sunulan politikalara bizim katkımız oluyor.</p>
<p>Devasa kitleleri ilgilendiren sosyal adaletsizlik, barış talebi, hak arama mücadeleleri 1980’den soğuk savaşın yavaşça sönmeye başladığı tarihlere doğru azalıyor. Tüketim toplumu klişe olmaya başlıyor. Kabulleniliyor. Artık bu dönemden sonra kitlelerin liberal ekonomiyle kazandıkları yeni kimlik söylemleri ile bireyselleşen toplulukların sesi makro düzeyde çıkamıyor. Bir iki örnek verebilirsiniz; yeterli mi? Sesinizdeki umuda inanan kaç kişi kaldı? Bir önceki dönemi gölgede bırakabilir mi yaptıklarınız? Belki insanlar barış söylemlerinden umutlarını yitirdiler, belki de sistemin karşısında değil içinde durmaya çalıştılar. Kim bilir? Hak arama mücadelelerinin ortak söylemleri olan barış, kardeşlik ve eşitlik tavrı o ilk çıktığı güne gömülüyor. Saygımızdan barış, kardeşlik ve eşitliği eylemlere katıyoruz. Yoksa hepimiz fakrındayız karşıt söylemin taleplerimizi yaşatmak için varolduğundan.</p>
<p>Halilye kalabalıkların biraraya gelerek klasik bir ‘eylem koymalarının’ bir anlamı eskiye kıyasla olmuyor. Hele de yazarımız gibi dijital yaşama adapte olmuş, kapitalizmin ürünlerini renkli, faydalı ciciler olarak gören yeni nesiller için eylemler saygı duyulan ama umudumuzu bağlayıp kendimizi feda edeceğimiz davalar değil artık. Zaten, hele de bizim ülkemizde, devletler / hükümetler / insanlık öyle katmerli ki bu eylem tipine bir gıdım laf işlemiyor kimseye. Bir konuya dikkat çekmek için yeni yöntemler geliştiriliyor. Yeni eylem teknikleri planlanıyor. Tüm toplum değil de böyle ufak gruplar sokağa sahip çıkmaya başladıkça da kamusal alan değer kazanıyor. Kamusal alanda yapılan eylemler de içerik açısından zenginleşiyor. Güle oynaya, dansla, müzikle, yeni medya teknolojileriyle insanlar dertlerini anlatıyor. İsteklerini çoğunluğa kabul ettirebiliyorlar. Dönem artık düz ritmlerle kalabalıkları ayaklandırmak ve makro problemlerin peşinden milyonların ayaklanması dönemi değil. Dönem, zekice düşünülmüş çoğulcu katkının sağlanabileceği eğlenceli eylemleri kamusal alana taşınma dönemi.</p>
<h3><strong>Ne kadar eylemceli bir gün!</strong></h3>
<p><a href="http://muhteviyat.com/files/2010/03/cc_petersburg3.jpg" rel="lightbox[1886]"><img style=' float: left; padding: 4px; margin: 0 7px 2px 0;'  class="alignleft size-medium wp-image-1892" title="cc_petersburg3" src="http://muhteviyat.com/files/2010/03/cc_petersburg3-344x230.jpg" alt="" width="344" height="230" /></a>Bu tip aktivistliğin ilgi çekici olması açısından en iyi örneklerinden biri Helsinki’de ortaya çıkan <strong>Complaints Choir (Şikayet Korosu)</strong>: <strong>Tellervo Kalleinen</strong> ve <strong>Oliver Kochta-Kalleinen</strong> tarafından geliştirilen proje <strong>Fince Valituskuoro</strong> kelimesinden geliyor. Bir grup insanın aynı anda birşeylerden şikayetçi olması durumu. Şikayet Korosu farklı kıtalarda birçok kentin misafiri olmaya devam ediyor. Gittiği yerlerde açık çağrıyla koroya katılacak kişilere ulaşıyorlar. Herkesin şikayetini dinliyor, bir yere yazıyorlar. Ardından ekipteki müzisyenle beraber bu şikayetleri belirli bir harmoniye oturtmaya çalışıyorlar. En nihayetin, provalar bitince de, tüm katılımcılar halka açık bir mekanda hazırladıkları parçayı söylüyorlar. Kimi bira fiyatlarından şikayet ediyor, kimi kent yöneticilerin pasifliğinden dem vuruyor. <strong>Türkiye’de cˇu&#8217;m„a* (Contemporary Utopia Management) </strong>organizasyonuyla yürütülen proje, ne yazıktır ki,<strong> MİAM </strong>bahçesinde son buldu.</p>
<p>İlgi çekici diğer bir eylem de 2003 yılında <strong>Kelly Mark</strong>’ın gerçekleştirdiği ‘<strong>Demonstration’. </strong>30 kişi, 2 saat süre boyunca ‘hiçbirşey’ yapıyorlar. Ellerinde tamamen boş dövizlerle, onlara dik dik bakan sahte polisleriyle, yürüyen kalabalık sürekli olarak <strong>“Ne istiyoruz&#8230; Hiçbirşey” – “Ne zaman istiyoruz&#8230; Şimdi!” – “Niye istiyoruz&#8230; Bilmiyoruz!”</strong> diyerek eylemlerini gerçekleştiriyorlar. Sokaktakiler haliyle ne tepki göstereceklerini bilemiyorlar, soru işaretlerini düşünüyorlar.</p>
<p><strong>Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK)</strong> ve sanatçı insiyatiflerinin genel problemi hazırladıkları eylemlere konu olan kişileri eyleme dahil edememeleri oluyor. Evsizler için eylem yapıyorsunuz; hali vakti yerinde insanlar katılıyor. İşçiler için eylem yapıyorsunuz; eyleme katılanlardan yarıdan fazlasının derdi değil bu konu. Çevre diyorsunuz; ağacın dibine tükürerek gelinebiliyor eyleme. New York (Nevşehir) menşeli Right to the City ekibi ise bu probleme çare bulmuş. Kentin ekonomik ve demokratik haklarını paylaşmak adına hak sahiplerine ulaşıyorlar ve onları da eylemlerine dahil ediyorlar.LGBT ve evsizlerin haklarını aramaları için eylemler tasarlayan ekip ilgili kişileri eylemlerine dahil edebiliyor. Örneğin evsizlerin yaşadığı bölgeyi mutenalaştırmak isteyen belediyeye, o alan içinde, evsizler kendi giysilerinden yaz – kış kreasyonlarını podyumda yürür gibi herkese sunuyorlar. Dertlerini karşısındaki kişilerin anlayacağı dile yüceltiyorlar. Bu ironi de ses getirmeye yetiyor.</p>
<h3><strong>Çözümler sorunlu alanın simülasyonunda</strong></h3>
<p><a href="http://muhteviyat.com/files/2010/03/cc_petersburg1.jpg" rel="lightbox[1886]"><img style=' float: left; padding: 4px; margin: 0 7px 2px 0;'  class="alignleft size-medium wp-image-1894" title="cc_petersburg1" src="http://muhteviyat.com/files/2010/03/cc_petersburg1-344x230.jpg" alt="" width="344" height="230" /></a>Kitlelerin buluşması gerekiyor. Yoksa eylemler bir grup insanın tatmin olmasını sağlıyor; etkilerini ilgililer göremiyor. Elbette bir ülkede ya da ortak değerleri olan topluluklarda yeşeren iletişim kültürünün önemi büyük. Hep söyleriz mesela; ‘bizim ülkede neden ses çıkmıyor haksızlıklara?’ diye. Çıkmaz olur mu, çıkıyor. Fakat ses çıkartma tarzı, eylem şekli standart. Geniş kitleleri ilgilendiren toplu iş sözleşmesine karşı bir tutuma, kişisel mahremiyeti hiçe sayan uygulamalara, faili meçhul cinayetlere yönelik yaptığımız eylemlerde kullandığımız yöntemle her konuyu irdelememiz, eleştirmemiz mümkün mü?</p>
<p>Varsayalım; devlet internet üzerindeki hareketlere yönelik bir yasa hazırlıyor ve bu yasa iletişim özgürlüğümüze – imzadaşı olduğumuz uluslararası insan hakları beyannamesine – karşı. Hakkımızı aramak, sesimizi duyurmak için sokağa dökülebiliriz. Ancak internetin sosyal yapısına uygun organik ve dinamik, çok sesli, rengarenk bir eylem düşünmez de sabahları bizi uyandıran anne frekansıyla sokakta bağırmaya devam edersek, kendimize haksızlık yapmış olmaz mıyız? Yaşadığımız sorunu yaşadığımız alanın ne olduğunu göstererek karşımızdakilere iletebiliriz. Yasanın sosyal bağlarımızla örtüşmediğini, bu yasanın bize işlemeyeceğini, hakkımızı arayacağımızı, kontrol altına alınamayacak sözü dinlenecek bir kalabalık olduğumuzu anca o zaman anlatabiliriz. Aksi takdirde sese karşı korumalı perçinlenmiş ilgililerin bizi duymasını beklemeyelim hiç. Onlar bizden önce de 100binlerce kişiyi karşılıksız bıraktı. Talepleri ya geçiştirdiler ya çöplüğü attılar.</p>
<p>Talebiniz neyse sorun yaşadığınız alanın yapısını bir benzerini insanlar içinde yaratın. Simülasyonunu eğlenceli / teatral / dinamik bütünsellik içinde herkese yaşatın. Bulunduğunuz iletişim ağlarının bir haritasını çizin eyleminizde. Sorunlu bölgeye dikkat çekecek kurgular tasarlayın. İnsanlar derdinizi anlamaktan önce hissetsinler. Sesinizi ilk kez duyanların önyargıları varsa bile yaşadığınız sıkıntının insani boyutunu farkettiklerinde zaten size destek olacaklardır. En nihayetinde konunun ilgilileri de bariz olanın karşısında sizi dinlememezlik edemeyecekler. Çünkü bu sefer derdinize ortak olacak birçok insan ilgililere baskı yapmanızda yanınızda olacaktır.</p>
<p>Tüm bunları yaptığınızda eyleminiz bitti mi peki? Hayır; şimdi daha yeni başlıyor. Anca lafınız dinlenmeye başlandı çünkü. O halde ne konuşacağınızı, çözüm önerilerinizi ve karşılıklı çıkarlarınızın optimum noktasını belirleyip pazarlığa başlamanız gerekiyor. Sadece bilgi değil etkileyici bir şekilde onu aktarmak gerekiyor. Ve tabi; tüm bu süreçlerin iyi yönetilmesi.</p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/yasam/yeni-eylemler-tasarlamamiz-gerekiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cihangir Erkeği (Yöresel Lezzetler)</title>
		<link>http://muhteviyat.com/yasam/cihangir-erkegi-yoresel-lezzetler/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/yasam/cihangir-erkegi-yoresel-lezzetler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 13:29:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Özturhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[cihangir]]></category>
		<category><![CDATA[vespa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://muhteviyat.com/?p=1826</guid>
		<description><![CDATA[
Cihangir eskiden bağlık bahçelikti. Bu dediğim çok eski tabii; Fatih&#8217;in oğlu Cihangir, vaktiyle burdaki bağ bahçede Türk sanat musikisi sanatçısı gibi dal koklaya koklaya gezerken, Boğaz manzarasına bakarmış. Müstesna semtimiz adını, işte bu romantik şehzadeden almış.
(...)Devamını oku &#124;  © Deniz Özturhan &#124; 
 Yaşam &#124; 2010 

© Muhteviyat: Yazarlar birliği. &#124; RSS &#124; 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-1827" title="cihangir-erkegi" src="http://muhteviyat.com/files/2010/03/cihangir-erkegi.jpg" alt="" width="600" height="305" /></p>
<blockquote><p>Cihangir eskiden bağlık bahçelikti. Bu dediğim çok eski tabii; Fatih&#8217;in oğlu Cihangir, vaktiyle burdaki bağ bahçede Türk sanat musikisi sanatçısı gibi dal koklaya koklaya gezerken, Boğaz manzarasına bakarmış. Müstesna semtimiz adını, işte bu romantik şehzadeden almış.</p></blockquote>
<p>(...)<br/><a href="http://muhteviyat.com/yasam/cihangir-erkegi-yoresel-lezzetler/">Devamını oku</a> |  © <a href="Deniz Özturhan">Deniz Özturhan</a> | 
<a href=" Yaşam"> Yaşam</a> | 2010 </p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/yasam/cihangir-erkegi-yoresel-lezzetler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>3in1: Robotlar, Lomolar, Vintage</title>
		<link>http://muhteviyat.com/yasam/3in1-robotlar-lomolar-vintage/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/yasam/3in1-robotlar-lomolar-vintage/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 13:41:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Erdem Dilbaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Lomo]]></category>
		<category><![CDATA[Robot]]></category>
		<category><![CDATA[Vintage]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhteviyat.com/?p=1023</guid>
		<description><![CDATA[
Bu yazı yazılırken hiçbir robota, lomo’ya, vintage (vintıc) ürüne, kadına ve erkeğe zarar verilmemiştir. Yazıda bahsi geçen karakterler gerçektir. İsimler ise tamamen atmasyon kombinasyonlardır.
(...)Devamını oku &#124;  © Erdem Dilbaz &#124; 
 Yaşam &#124; 2009 

© Muhteviyat: Yazarlar birliği. &#124; RSS &#124; 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-1025" title="i_love_robot_lomo_erdem_1" src="http://muhteviyat.com/files/2009/07/i_love_robot_lomo_erdem_1.jpg" alt="" width="566" height="247" /></p>
<blockquote><p>Bu yazı yazılırken hiçbir robota, lomo’ya, vintage (vintıc) ürüne, kadına ve erkeğe zarar verilmemiştir. Yazıda bahsi geçen karakterler gerçektir. İsimler ise tamamen atmasyon kombinasyonlardır.</p></blockquote>
<p>(...)<br/><a href="http://muhteviyat.com/yasam/3in1-robotlar-lomolar-vintage/">Devamını oku</a> |  © <a href="Erdem Dilbaz">Erdem Dilbaz</a> | 
<a href=" Yaşam"> Yaşam</a> | 2009 </p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/yasam/3in1-robotlar-lomolar-vintage/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çimen Yetiştirme Sanatı</title>
		<link>http://muhteviyat.com/yasam/cimen-yetistirme-sanati/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/yasam/cimen-yetistirme-sanati/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2009 13:42:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Özturhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Bahçe]]></category>
		<category><![CDATA[Çimen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhteviyat.com/?p=892</guid>
		<description><![CDATA[
Doğru çimi bulduğunuzda aranızda bir çekim oluşur, duygularınız kabarır, onu kilolarca gübreyle şımartmak istersiniz.
(...)Devamını oku &#124;  © Deniz Özturhan &#124; 
 Yaşam &#124; 2009 

© Muhteviyat: Yazarlar birliği. &#124; RSS &#124; 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-894" title="cimen-yetistirme-sanatı" src="http://muhteviyat.com/files/2009/06/cimen_deniz_01.jpg" alt="" width="566" height="247" /></p>
<blockquote><p>Doğru çimi bulduğunuzda aranızda bir çekim oluşur, duygularınız kabarır, onu kilolarca gübreyle şımartmak istersiniz.</p></blockquote>
<p>(...)<br/><a href="http://muhteviyat.com/yasam/cimen-yetistirme-sanati/">Devamını oku</a> |  © <a href="Deniz Özturhan">Deniz Özturhan</a> | 
<a href=" Yaşam"> Yaşam</a> | 2009 </p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/yasam/cimen-yetistirme-sanati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sazanlama Diyarı</title>
		<link>http://muhteviyat.com/yasam/sazanlama-diyari/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/yasam/sazanlama-diyari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Apr 2007 15:36:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Özturhan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhteviyat.com/?p=332</guid>
		<description><![CDATA[
Her siyasi düşün grubu, iktidar olsun olmasın, isterse ara ara olayazsın, yahut ezelden ebediye muhalefet olarak kalsın, varlığını meşru kılmak için bir ötekinin varlığına ihtiyaç duyar. Çok denyodur lakin siyasi düşünce tarihinin ağdalı mücadelerinin özü budur.
(...)Devamını oku &#124;  © Deniz Özturhan &#124; 
 Yaşam &#124; 2007 

© Muhteviyat: Yazarlar birliği. &#124; RSS &#124; 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><img class="alignnone size-full wp-image-409" title="siyaset_01" src="http://muhteviyat.com/files/2009/01/siyaset_deniz.jpg" alt="" width="387" height="254" /></h2>
<blockquote><p>Her siyasi düşün grubu, iktidar olsun olmasın, isterse ara ara olayazsın, yahut ezelden ebediye muhalefet olarak kalsın, varlığını meşru kılmak için bir ötekinin varlığına ihtiyaç duyar. Çok denyodur lakin siyasi düşünce tarihinin ağdalı mücadelerinin özü budur.</p></blockquote>
<p>(...)<br/><a href="http://muhteviyat.com/yasam/sazanlama-diyari/">Devamını oku</a> |  © <a href="Deniz Özturhan">Deniz Özturhan</a> | 
<a href=" Yaşam"> Yaşam</a> | 2007 </p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/yasam/sazanlama-diyari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alain de Bottoncuyuz</title>
		<link>http://muhteviyat.com/yasam/alain-de-bottoncuyuz/?utm_source=rss&amp;utm_medium=rss&amp;utm_campaign=rss</link>
		<comments>http://muhteviyat.com/yasam/alain-de-bottoncuyuz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Aug 2006 15:27:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Elif Demirci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Alain de Botton]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muhteviyat.com/?p=286</guid>
		<description><![CDATA[
Bir Alain de Botton kitabını elinize alıp okumaya başladığınızda, kitabın isminden ya da görüntüsünden dolayı, bin bir zırva öğütte bulunan bir “Bestseller” okuyor gibi görünebilirsiniz. İsmi “Aşk Üzerine” yazan bir kitabı alıp okumak da çoğunlukla kadınların tercihi gibi düşünülebilir. Yağız “delikanlı”larımız, öyle aşk meşk üzerine kitaplar okumaz düşüncesi, belki de onları Alain de Botton kitaplarıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-1626" title="alaindebotton" src="http://muhteviyat.com/files/2006/08/5d1a4e54-2f4b-4023-a1bc-d709a9d5bbae_625x352.jpg" alt="" width="597" height="336" /></p>
<blockquote><p>Bir Alain de Botton kitabını elinize alıp okumaya başladığınızda, kitabın isminden ya da görüntüsünden dolayı, bin bir zırva öğütte bulunan bir “Bestseller” okuyor gibi görünebilirsiniz. İsmi “Aşk Üzerine” yazan bir kitabı alıp okumak da çoğunlukla kadınların tercihi gibi düşünülebilir. Yağız “delikanlı”larımız, öyle aşk meşk üzerine kitaplar okumaz düşüncesi, belki de onları Alain de Botton kitaplarıyla hiç tanıştırmamıştır ama aslında Botton, aşktan çok daha fazlasını yazar.</p></blockquote>
<p>(...)<br/><a href="http://muhteviyat.com/yasam/alain-de-bottoncuyuz/">Devamını oku</a> |  © <a href="Elif Demirci">Elif Demirci</a> | 
<a href=" Yaşam"> Yaşam</a> | 2006 </p>
<hr />
<p><small>© <a href="Muhteviyat: Yazarlar birliği.">Muhteviyat: Yazarlar birliği.</a> | <a href="http://muhteviyat.com/feed/">RSS</a> | 
</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://muhteviyat.com/yasam/alain-de-bottoncuyuz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
