Dig Deep in Diplo


Amon Tobin bile sana deli olur olum! Amcasıyla timsahlar üzerine felsefe yapmaktan sıkılan, sonra timsahlar hakkında film yapmaya karar veren ya da karides avında tekneden düşmekten son anda kurtulan biri için hiç de fena değilsin çünkü!

Estetik açıdan tam anlamıyla ‘başımızla beraber’, yüksek müsaadelerimizle kabul bir DJ ve müzisyen Diplo. Nüfus kaydındaki versiyonuyla Wesley Pentz. Ona Wes Gully, DJ Diplodocus ya da Captain No Format da denmiş zamanında. Hepsini Diplo başlığı altında toplamak en akla yatanı.

80’ler gecesi düzenleyip neredeyse her gece aynı setleri çalan, bu basit işten parayı kırıp gece 4’lerde yatan, öğlene doğru kalkıp ‘fancy’ bir brunch haline derinlemesine dalan sabundan köpükten DJ’lerin ortalıkta bolca fink attığı Philadelphia kulüplerinde, suç ortağı bir diğer DJ Low Budget ile Hollertronix dedikleri bir şeye başlayıp sabuntrak DJ’lerin mumla aradığı ne hazinemsi yetenekleri olduğunu keşfeden Diplo, o gün bugündür müzik yapıyor. Yani kendine has bir yerinden bu ‘müzik yapmak’ işinin içinde. İlk zamanlarını ‘dirty south’ tamlaması tanımlıyor. Neyi neye istersen miksle konseptinin bir başka tanımından başka bir şey değil bu isim merak edenlere.

Sampler düğmelerine eziyet ederken bile normal görünmeye çalışan ancak dehasını konuşturmaya çalışırken mikrofonunu kapalı unutan ve ilk zaman sadece bu ‘içe kapanıklık’ yüzünden geniş topraklara yayılamayan Diplo’nun imdadına da yine diğer birçok benzer durumda olanların imdadına yetişen, hızır gibi yeten Ayşe Teyzem Ninja Tunes ve kardeş label’ı Big Dada yetişti. Bu adamdaki yaratıcılığın sınırlarını genişletme potansiyeline hayran kalınca Ninja Tune sözleşmeyi bastı, transferi gerçekleştirdi. Bu olayın üstünden yıllar geçti, Diplo bir kez bile yedek kulübesinde koyun saymadı, bir kez bile sakatlanmadı. Belki golcü bir DJ olmadı ama Ninja Tunes ve Big Dada isminin omurgasında oyun kurucu ve label’a konsept destekçisi olarak kendini bugünlere getirdi. Serpildi, iyice güzelleşti. Beş kuruşsuz milyon dolar değerinde fikirleri nihayet bir bir hayata geçirebilmenin hayalleriyle Diplo label’a beş verdi, 10 aldı, 10 aldı sonra beş verdi.

Low Budget ile DJ ortaklığının ilk yıllarında sadece plaklar üzerinden hiç bilgisayar ya da re-edit teknolojilerini kullanmadan miks yapıp bir yandan da 2 Many DJs’e benzetilmelerine anlam veremeyip komik de bir itirafta bulunan Diplo, kendileriyle karşılaştırılan 2 Many DJs’i de sadece review’lerde tanıyıp Soulseek’ten indirene kadar tanımadığını bile söylüyor. ‘Benle baş edemezler. Belki Avrupa’da değil ama Amerika sınırları içinde benle hayatta boy ölçüşemezler’ demiş ilk dinlediğinde de. Three 6 Mafia’yı New Order ile çarpıştırıp yarıştıracak kadar ileri giden eklektik DJ anlayışı için kimseden esinlenmemiş ya da herkesten esinlenmiş gibi bir havası var Diplo’nun.

Big Dada’nın hanesine yazılan albümlerinin hepsine, genelinde enstrümantal hiphop tanımına uyacak malzemeden yığınla bolca dolduran Diplo, peki böylesi Avrupalı bir büyük label’dan neler bekliyor, hafiften burnu büyük bir ama bir o kadar da alçak gönüllü bir kırma Amerikalı olarak? İlk gençlik günlerinin vazgeçilmezi Florida break ve hip hop müziğinin dibine çökenleri toplayan, okul otobüsünü baştan tekerleğe ‘boyaya veren’ asi çocuk Wes, para kazanmak amacını taşıyan Japonya seyahati sırasında birkaç link ve reklam sonrasında işlerinden bir iki kupleyi Big Dada’nın baş köşesinin sahibi Will Ashon’a göndermiş. Will’in kanına girmesi de çok zor olmamış sonrasında. Böylesi ballı bir hikaye çok sıradan ve sıkıcı gibi görünse de sonrası için çok umut vaat edici bir gelişme tabii ki. Big Dada gibi koca bir ismin entarisinin altında sırtını sağlama alıp zafer bayrağını göndere çekince bir yerinden yakalayıp tanıdığımız ve alkış tuttuğumuz Diplo, bölgesel underground tarzların özellikle de o ilk gençlik yıllarının geçtiği topraklarından gelenlerin üstüne bir de left-field esinlerini yapıştırıyor. Geri dönüşümü, tekrar kullanımı çok zor bir hale gelmiş gibi görünen bu özel bileşik kimi zaman bir lavaboaç’tan bile kuvvetli eritebiliyor insanı.

Şu yukarılarda bir yerlerde bahsedilen Hollertronix’in akıbeti ise şu an için hala uç kenar miksler yapmaya devam etmek gibi görünüyor. Diplo kendinden biraz daha underground takılan, her zaman muhteşem bir DJ olduğuna inandığı biricik arkadaşı Low Budget ile kimi zaman yeniden bir araya geliyor. Hatta Diplo ne zaman yanına bir DJ gerekse hemen Low Budget’ı arıyor. Low Budget ise genel anlamda tam zamanlı bir DJ gibi. Bir eğlenceden çok meslek haline dönüşen DJ’liği hiçbir zaman zamanın gerisinde kalıp kendini tekrarlamıyor. En azından en popüler olanı çok iyi yakalayan bu adam her gece bir yerde çalsa bile rivayete göre hem tam anlamıyla taze hem de tam anlamıyla yepyeni kalmayı başarabiliyor.

Geri dönüşümü, tekrar kullanımı çok zor bir hale gelmiş gibi görünen bu özel bileşik kimi zaman bir lavaboaç’tan bile kuvvetli eritebiliyor insanı.

Bir ikili olarak ilk gençlik yıllarından beri çok iyi arkadaş ve DJ partneri olan Diplo ve Low Budget, bu bahsedilen ilk yıllarda yaptıkları remikslerin son derece uçarı, kaçarı, cutting edge olmasından ötürü kulüplerde kendilerine yer bulamayınca Hollertronix’i yaratmışlar aslında. İlk başta bu bir fikirden bile ibaret değilmiş. Hollertronix ismi akıllarına gelmiş. Sonrasında da bu ismin içi dolmaya başlamış bir şekilde. Bir parti serisiyle desteklenen bu özel oluşum her defasında yepyeni ve şaşkınlık veren cinsten performanslara dönüşmeye başlamış. Dördüncü performanstan sonra ise insanlar başka şehirlerden bile Hollertronix deneyimlemek için Diplo’yu takip etmeye başlamış. Philadelphia’nın en cool performanslarına imza tamayı başaran ikili sonrasında bu ismin etrafına özel bir konsept inşa etmeye başlamış. O ilk partilerde bulunanlar şimdi eskileri “Vay canına ne günlerdi” diye anımsıyor olsa gerek.

Low Budget haricinde ikinci göz ağrısı olan Ninja arkadaşları da Diplo için paha biçilmez değerde. Amon Tobin ona bayılıyor. Kid Koala, Roots Manuva da diğerleri. Label ile anlaşma yapmadan önce çok da aşina olmadığı bu adamlar şimdi onun sağ koldan arkadaşları.

Bembeyaz bir çocuk olarak dirty south işini böylesi kıvırmış olması aslında kimseyi şaşırtmamalı. Diplo kendini çoktan Swisha House, Murder Dog Magazine ya da Houston tayfasına kabul ettirmiş görünüyor. Güneyli hip hop’un yeni bir yol arayışı içinde olmasına ve yepyeni şeyler denenmesine bağlıyor bu durumu Diplo. Belki onun yaptıkları şimdilerde çok da garip gelmiyor kulağa. En azından iki üç yıl öncesinin müzik piayasasındaki kadar garip gelmiyor kimseye ya da yepyeni. Ancak Diplo’nun her zaman bir albenisi, her zaman insanı aşırı derecede gıdıklayan bir şeytan tüyünün olduğunu inkar etmek imkansız.

Diplo albüm yapmaya devam edecek, Big Dada’dan yayınlayacak. Hollertronix de katlanarak genişleyerek büyüyecek ve belki de yakın zamanda tam anlamıyla bir label olacak. Bunlar yüksek olasılıklı kehanetler. Yani çok geç değil. Haydi arkadaşlar, lets dig deep in Diplo!

Bu metin Basatap adlı dergide yayınlanmıştır. Tüm hakları Basatap dergisine aittir.

Etiketler: