Üstüne Basılınca Seks Yapan Grup: Royksopp!


Royksopp’un sporlanma mevsimi geldi. Bu minik doğa olayına katkıda bulunma şansını kaçırmayın.

İstanbul’un bir iki paralel üzerindeki müzikal alemde neler olup bittiğini hep yakından takip etmeye çalışanlardansanız, Royksopp ismi zaten en tanıdıklardan biri kuşkusuz. Kuzey kutbuna en yakın son birkaç paralelin Greenwich civarı meridyenlerindeki o ‘soğuk’ diye tabir edilen ama sadece orayı soluyanların bunun kuyruklu bir yalan olduğunu bildiği İskandinav ülkelerinin en tanınan ikilisi Royksopp. Hatta İzlandalı Björk’ e yakın bir ünleri var neredeyse.

12 yaşlarında bir araya gelen iki arkadaş Torbjorn Brundtland ve Svein Berge, mekan ise Kuzey Norveç’te doğup büyüdükleri yer olan Tromso. Yani Oslo bile değil. Ufacık ve 60.000 bile olmayan seyrek nüfuslu, kışın en sert olduğu dönemlerde telefon kulübelerinin içlerinin bile buz tuttuğu, en yakın kasabaya inmek için bu küçük adacık şeklinde olan yerden kıtaya bağlanan köprüleri geçtikten sonra en az birkaç saat daha yolculuk etmenizi gerektirecek ve Norveç’in belki de en izole yeri. Ancak bir yandan da her an patlamaya hazır aktif bir yanardağ gibi. Tromso’da başlayıp kuzeyden güneye uzun bir yolculukla Oslo’da ya da Bergen’de kendini dünyaya kanıtlayan çok isim var aslında. Royksopp ise belki de işi en rast gidenleri.

Birbirleriyle tanışmadan önce synthesizer ile tanışan Torbjorn Brundtland ve Svein Berge ikilisi ilk olarak 90’lı yılların başında ilk demolarını yapmışlar. Yüksek seviyeli bir ambient tasarım olan bu demo sonrasında Royksopp olmak ya da labüm yapmak henüz hiç de akıllarında yokmuş. Biosphere ve Bel Canto gibileriyle aynı kentten hatta aynı kasabadan gelmek özellikle de Biosphere ile haşır neşir olmak ilk albüm anlaşmalarına kadar götürmüş onları. Ancak ortada hala bir Royksopp yok, yanlış anlaşılmasın isimleri henüz Aadena Cycle. Biosphere’in ve birçok İskandinav müzik adamının özellikle geçtiğimiz 10 yılda en önemli odak noktası ve benzer özelliği olan ambient sound Royksopp’un da temelini oluşturmaya daha o zaman başlamış. Buna zamanla 70’li yılların analog sound’u, synthesizer, masalsı vokaller, önce yavaş dokunuşlarla başlayan sonrasında şiddeti artan elektronikler gibi gibi gibi derken Royksopp şekillenmiş. Finish’e 10 meridyen kala Wall Of Sounds label’ından çıkan “Melody A.M.” isimli bir albümün önce Avrupa’yı sonra da dünyayı Royksopp ile tanıştırdığı da ikilinin tarihçesi sırasında yavaş yavaş tanıdık gelmeye başlayan ayrıntılardan.

Royksopp’un ilk albümden beri hiçbir zaman elden bırakmadığı sinematik etkili, izole, soğuk ama bir o kadar da içine çekici özelliği aslında İskandinav havasından üzerlerine sinen bir etki. Çağdaşı birçok memleketlisinde de aynı ortak nokta var çünkü. Ancak Royksopp Tromso’nun zor şartlarında kendini ısıtma yolu olarak tanımladığı ve İskandinav sound’unun yanında yakacak olarak kullandığı house, Afro-American davul sample’ları, erken elektro, hatta hip hop malzemeleri de her yaptığı işe mutlaka yediriyor. Çünkü Svein de Torbjorn de iyi birer müzisyen olmamın yanında çok iyi birer dinleyici. Çok genç yaşlarına kadar izole edilmiş kabul edilen yaşamları bile onları hiçbir zaman çok fazla ve çok farklı şeyleri dinleyip test etmekten alıkoymammış neyse ki. Beklenmeyen popülerliklerinin nedeni de bu belki. tanıdık yemekleri bile çok farklı bir sunumla, çok farklı bir servisle ve çok farklı bir tabak içinde vermeleri. Bir yanda da en basit, en yalın tarifle en çarpıcı tadı yakalamaları tabii ki.

Sporlanma mevsimini geçirmeden üstlerine itinayla basın. Ve polenlerin sevinç, zarafet ve uyum içinde yavaş yavaş ortalığa yayılmasını keyifle izleyin.

Bu metin Basatap adlı dergide yayınlanmıştır. Tüm hakları Basatap dergisine aittir.

Etiketler:  ,