
“Annem diyo ki, adaptör çok ısınmış, kapatçakmışız”
Küçükken adımız çıkmış bir kez Barbie’lerle, bilgisayar başındaki erkek çocuklara yanaşmaya çalışırdık, sen anlamazsın diye iteklerlerdi bizi. O zamanlar “Annem diyo ki, adaptör çok ısınmış, kapatçakmışız” en çok karşılaştığımız bahaneydi. Lektrogirl de şimdi “mixer çok ısınmış, kapatmak lazım” gibi bahanelere aldırmaksızın, C64 ve 8-bit tutkusuyla kadınlara DJ’liği öğretme misyonuna sahip sevimli bir kadın. Hem de artık 8-bit tutkusunu paylaştığı bir de kocası var.
Micromusic.net’i biraz araştırdığınızda karşınıza çıkan dehlizde boğulmamak için “download” konusunda sakin davranmanız gerekiyor. Çünkü sadece bilgisayar oyunlarında duyduğumuz “bip” seslerinden, böyle farklı bir aşamaya gelineceği konusunda şaşkınlığınızı gizleyemeyebilirsiniz. Lektrogirl, bu kocaman micro sound dünyasının yeni evli kızı. Önceleri sadece oyun müzikleri tutkusuyla başlayan heyecanı, bugün Rephlex Records’a kadar uzanıyor. Kısa bir zaman önce, 8-Bit Construction Set’in yaratıcısı Paul ile evlenen Emma’nın (A.k.a. Lektrogirl) evinin bahçesinde verdiği küçük partide Rephlex’ten arkadaşı DMX Krew’ı yerde oturmuş düğün pastası yerken görmek mümkün.
Bu iki oyun tutkunu DJ Lektrolab denilen müzik laboratuvarında müzisyen olmak isteyen herkesi ağırlamaya ve onları gameboy sound’ından elektronik müziğin her türlü alanıyla tanıştırmaya hazırlar.
Ne zamandan beri micro-music’le ilgileniyorsun?
1997’den beri yapıyorum. Zaten her şey kazara gelişti, bir anda kendimi micro-music denilen bir müzik türünün içine buldum.
Micro-music’i diğerlerinden farklı kılan özelliği ne?
Çok basit şeylerle insanlar çok karmaşık aranjmanlar yapabiliyorlar. Veya yine çok basit şeylerle, çok basit eserler de ortaya çıkarabilirler. Ben her zaman lego gibi basit sistemleri çok sevmişimdir. O yüzden micro-music de beni hep cezbetmiştir.
Hiç retro oyun konsolların oldu mu? (Amiga veya C64)
Şu anda iki tane C64’üm var. Bir tanesi çocukluğumdan kalma diğeri ise bir arkadaşımın hediyesi. Üzerinde terminator box olan özel yapım bir C64. Ayrıca evde iki tane Atari’miz var. Onları çok fazla kullanmıyorum. Çok eskiden aldığım bir Playstation’ım var, retro olmasa da eski görüntüsü nedeniyle retro oyun konsolu kategorisinde yer alabilir.
Oyun oynamayı sever misin ve en favori oyunun hangisi?
Platform oyunlarını gerçekten çok seviyorum. Paul (eşim) ile beraber Spyro’yu da çok fazla oynadık.
Micro-music scene’inde çok fazla kadın DJ yok. Bu konuda ne düşünüyorsun?
Bence kadınların elektronik müzik içerisinde yer almamaları zaten başlı başına bir utanç. Bu yüzden micro scene’de olmamalarına şaşırmamak gerekir. Ama bu scene’de kadınlar nedense kendilerini çok rahat hissedemiyorlar. Oysaki bu müzikle ilgilenen insanlar yeni müzisyenlere çok açık davranıyorlar. Yani biri gelip micro-music yapmak istiyorum dediğinde, herkes elinden gelen yardımı esirgemiyor. Kısacası cinsiyet ayrımı gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil.
Rephlex ve edmx ile çalışmaya nasıl başladın?
Bir konserde Ed ile karşılaştım ve peşinden ayrılmadım. Sonra da uzun zamandır görüşen çok yakın iki arkadaş haline geldik. Ed’in zaten Rephlex ile anlaşması vardı, ben de onun sayesinde Rephlex ile beraber çalışmaya başladım.
Bize biraz Lektrolab’ten bahseder misin? Nasıl bir yer ve kimler geliyor?
Lektrolab modern kültürü hedef alan projelerimden bir tanesi. Lektrolab bir anlamda sirk alanı gibi, insanların kendi yeteneklerini belirli bir teknoloji ile geliştirebilecekleri, kendilerini elektronik müzik ortaya çıkarabildikleri bir laboratuvar. Şu anda eşim Paul ve iki eski arkadaşım Abbie ve Lee ile beraber çalışıyoruz. Aslında benim başlangıçtaki amacım elektronik müzik camiasından yaratıkmış gibi kaçan kızlara nasıl DJ’lik yapılabileceğini öğretmekti. Seçici davranmak istemedik, çünkü o zaman karşı olduğumuz bir şeyi yapardık. O yüzden biz de elektronik müzik adına herhangi bir şey yapmak isteyen herhangi birinin buraya gelmesini ve bir şeyler oluşturmasını istiyoruz. Workshop’larımız var ve burada yeni başlayan birine DJ’liği öğretiyoruz. Bunun yanı sıra scratching, Vjing, mp3 djing, gameboy ile müzik gibi her türlü alanda çalışıyoruz.
Bir günün nasıl geçiyor?
Şu aralar çok meşgulüm ve yapacak milyonlarca işim var. Hatta bir gün ne yapacağımı seçemeyecek duruma geleceğim sanırım. Haftanın iki günü uyanır uyanmaz Soho’ya gidiyorum ve dükkan için gerekli işleri yapıyorum. Kitapları düzenliyorum, hesapları kontrol ediyorum. Hayatımın geri kalanında uyanıp eşime bir günaydın öpücüğü veriyorum ve bana çay yapmasını rica ediyorum. Ondan sonra ikimiz de uyanıp işe gidiyoruz. Lektrolab için günde 100.000 telefon ve mail’a cevap veriyoruz. Şu anda Channel 4 Ideas Factory’den bir sene boyunca İngiltere’de workshop’lar yapma teklifi aldık. Bence mükemmel bir teklif ve şu aralar bizi en çok bu heyecanlandırıyor.
Micro-music scene’inden en sevdiklerin?
Lektrogirl: Micro-music grubu: Bodenstandig 2000.
Micro-music sanatçısı: FirestARTer.
Micro-music şarkıcısı: Komatrohn.
Micro-music software programcısı: Rolemodel.
Micro-music gameboy müzisyeni: Lo-bat.
Micro-music DJ: Hyperkut.
Micro-music mp3: Mervnshroomy.
Micro-music punk: GwEm.
Micro-music çellist: Pippilina.
Micro-music’ci bayan: Is Tryst.
Micro-music vj: C+C VJ Factory.
Micro-music 7″: Puss.
Aslında çok daha uzun bir liste yazabilirdim…
Bize biraz micromusic.net’te buluşan komüniteden bahseder misin?
Burada henüz micro-music’in ne olduğunu bilmeyen insanlara bunun nasıl bir müzik türü olduğu hakkında açık bir bilgi veriliyor. Köşedeki chat kısmında isterlerse bu müziği yapan insanlarla konuşabiliyorlar. Ayrıca istedikleri an micro-radio’yu açıp müzik de dinleme şansına sahipler. Kısacası bizim ne yaptığımızı merak edenler için edinilebilecek en değerli bilgi bu sitede.
Kısa bir zaman önce senin gibi müzisyen olan Paul ile evlendin. O da micro-music seviyor mu?
Eşim kendi müzikal kariyerini yaptı. The 8-Bit Construction Set adında bir grubu var ve burada sadece eski bilgisayarları kullanarak müzik yapıyorlar. Şu anda kullanılan hiçbir müzik programını kullanmıyorlar. Ayrıca BEIGE adında bir plak şirketi var. Burada da bilgisayar ve teknoloji ağırlıklı projeleriyle bienallere katılıyorlar. Ayrıca Paul, kendi adında da bir albüm sahibi. Plug-in’ler kullanıldığı için micro-music’i pek sevmiyor. O daha çok bilgisayarları programlamayı seviyor.
Micro sound dışında neler dinlersin? Tercih ettiğin bir müzik türü var mı?
Elektronik müziğe dair her türü seviyorum ama yine de favorim Italo Disco. Ayrıca ghetto tech, electro, hi-nrg, electro pop, rave, euro dance… Hepsini seviyorum.
En tuhaf konser performansını anlatsana.
Her zaman tuhaf konser deneyimleri yaşadım. Çoğu zaman da başım sarhoş adamlarla belaya girdi. Fakat en garibi insanların müzik endüstrisindeki kadınlara yaklaşımı. Mesela bir gün elimde plaklarımla bir event’den dönüyordum. Aylarca konser organizasyonunu yapan insanla mail yoluyla konuşmuş ve Lektrogirl adıyla çalmış olmama rağmen “Sen DJ’in kız arkadaşı mısın?” diye bir soruyla karşılaştım. Yine bir keresinde DJ’lik yapmak için sahneye çıkmıştım. Mixer kullanmayı ve setimi çalmayı biliyorum ama seyircilerin arasından bir adam yanıma gelip sürekli bana ne yapamam gerektiğini hatırlattı. Erkek olsaydım böyle bir şey yapmazdı. Böyle şeyler çoğu zaman oluyor işte.
Micro-music insanları Türkiye’ye gelmeyi düşünür mü?
Sanırım içimizden birçoğu böyle bir plan için can atacaktır. Ama elbette ki birilerinin organizasyon yapması gerekiyor.
Bu metin Basatap dergisinde yayınlanmıştır. Tüm hakları Basatap‘a aittir.
Elif Demirci → 21 05 2008
0