
Soldaki Jeroen, yanındaki Sami (Bangkok Impact)
“Tiesto’nun süperstar olmasının nedeni iyi satılan bir ürün olmasından kaynaklanıyor. Tıpkı Mc Donald’s ya da Star Wars gibi. Heineken’in olduğu gibi de onun da arkasında çok büyük bir pazarlama makinesi var.”
Dünyaya karanlığı yaymaya gelen robot müzisyenler mi, yoksa kendi halinde müzik yapan Hollanda’lı beş tane adam mı? Kendilerine “Bunker Team” adını veren Bangkok Impact, Legowelt, Kassen, Orgue Electronique ve DJ TLR. Global Darkness oluşumunun yegane müzisyenleri. Hepsi de birbirinden başarılı bu beş müzisyeni bir arada toplayan ise Jeroen, yani DJ TLR. Her şeyi birlikte yapan bu adamlar, Créme Organization olarak kendilerine yakın buldukları müzisyenleri aynı çatı altında toplayarak güçleniyor ve büyüyorlar. Yaptıkları müzik Detroit Techo ve Chicago House’ın uygun tonda bir karışımı.
Bütün komüniteyi bir arada tutan TLR aynı zamanda başarılı da bir DJ. Gençken punk partilerinde DJ’lik yapmaya başlayan Jeroen’in Global Darkness’a dahil olması 1996 yılında gerçekleşmiş. Hollanda’da çok büyük underground jungle partileri düzenleyen Global Darkness, kısa sürede jungle scene’inin aranan DJ’lerini de kendi bünyesi altında toplamayı başarmış.
90’ların sonlarına doğru jungle, drum & bass tarafından öldürüldüğünde, bütün scene ve Global Darkness için birçok şey değişir. The Hague’un ilk dalgası, I-F, Pametex ve Electronome’un ilk çalışmaları ile jungle scene’i yok olmaya yüz tutar. Tam bu sırada DJ Schmerlabor ile Unit Moebius konserinde tanışan Jeroen için müzik adına yeni bir kapı açılır. Jeroen, DJ Schmerlabor’un verdiği birkaç kaydı dinledikten sonra 80’lerden beri uyumakta olan elektro sound’unu uyandırmaya karar verir. Bu yeni hazineyi Rotterdam’ın karanlık ve küçük müzik dükkanı Clone ile tanıştırma aşamasına gelirler. Tam bu sırada phoneix gibi kendi küllerinden doğmakta olan Bunker Records, TLR’ın bu tutkusuna karşılık verir. Böylece kısa bir sürede Global Darkness kitlesi oluşmaya başlar. Önce Bunker Records’un web sitesini hazırlayan Jeroen, ardından şu anda internet üzerindeki en büyük elektro / disko komünitesi olan Global Darkness için çalışmaya başlar. Böylece DJ Schmerzlabor ve TLR’ın ilk adımları atmasıyla bu komünitenin içine o sıralar Bunker Records’un en önemli müzisyenlerinden olan Legowelt ve Orgue Electronique de katılır. Böylece “Bunker Team” oluşmaya başlar. Freewave korsan Italo-disco radyolarını yeniden keşfetmeye başlayan Bunker, pazar çay saatlerini de Legowelt ve Orgue Electronique’in evlerinde geçirmeye başlarlar.
Gökyüzü TLR için tekrar açılmaya ve umutlar yeniden doğmaya başlamıştır. Jeroen’in kafasında yarattığı mitin oluşması çok da uzun sürmez. 2001 yılında, Créme Organization ortaya çıkar. Créme’in ortaya çıkması, bu müziğin ardındaki bütün insanları aynı çatı altında toplar. Kısa zamanda Bangkok Impact, It & My Computer gibi isimler Créme Organization’dan albüm çıkarırlar. Kısa zamanda kendi kitlesini yaratan Bunker Team ve hayallerini gerçeğe çeviren Jeroen, gelişmeler karşısında tüm takım üyelerinden daha mutlu olur. Amerika’dan Kanada’ya, her birinin hayali olan Japonya’ya turneler düzenlenir. Avrupa’nın neredeyse her köşesinde konserler verirler.
Kısacası jungle scene’inin akıl almaz DJ’nin drum & bass’in cinayeti karşısında verdiği bir mücadele ile oluşur Global Darkness. Bugün dünyanın her yerinden müzisyenleri ve bu müziğin takipçilerini ardında toplayan Global Darkness’ın tek amacı ise iyi müzik sunmak.
TLR kimlerle birlikte çaldı?
Legowelt, Orgue Electronique, Schmerzlabor, Raphael, Skanfrom, Bangkok Impact, 8Bit Rockers, Le Syndicate Electronique, Ectomorph, Karl Kubler, It & My Computer, Luke Eargoggle, Macho Cat Garage, Pametex, Andrew Weatheral, Dexter, DMX Crew, Rude 66, Like-a-tim, Miss Kittin, Luciano, Alexander Robotnick, Dr Nishimura (Jap), Transparant Sound, GD Luxx, Sendex, Kid Goesting, DJ Mooner, Solvent, Lowfish, Terrace, Multiplex, Technician, Steffi, Spacid, DJ Seutek, The Hacker, DR Lektroluv, Di’jital, Porn Darsteller, DJ Tuttle (Jap) Too Much Crew (Jap) ve Andre Galuzzi.
Müzik yapmaya ne zaman başladın?
Aslında hala başlamadım denebilir. Sadece stüdyoda biraz takıldım. Bir de küçükken flüt çalardım.
Global Darkness bünyesinde kaç sanatçı var?
Global Darkness aslında komünitenin ismi. Label’ın asıl ismi Creme Organization. Şu anda birçok insanlar beraber çalışıyoruz ama temelde Bangkok Impact, Orgue Electronique, Legowelt ve Kassen’le beraberiz.
Bir günün nasıl geçiyor?
Her günü birbirinden farklı geçirmeyi tercih ediyorum. Genellikle label ve web sitemizle uğraşıyorum. Booking’leri değerlendiriyorum, bazen de müzik yapıyorum. Seyahat, alışveriş, yemek ve sinema gibi normal insanların yaptığı şeyleri yapıyorum. Ama vaktimi en çok müzik dinlemeye harcıyorum.
En garip konser deneyimin nasıldı?
Hiçbir zaman canlı çalmadım, sadece DJ’lik yaptım. Ama en tuhafı bir keresinde yasal olmayan bir yerde çalmamız olmuştu. Polisler geldiğinde tuvalette plaklarımla saklanıyordum. Bir keresinde de İsviçre’de park yerinin çatısında çalmıştık. O da çok farklı bir deneyimdi ve tabii ki Japonya seyahatimiz de inanılmazdı.
Çalarken hangi ekipmanları kullanıyorsun?
Dediğim gibi canlı çalmadığım için, kulüp bana hangi mikser’i verirse onu kullanıyorum.
Gerçekten de süper star DJ olmak için ne yapmak gerekir? Mesela Tiesto neden dünyanın en iyi DJ’yi?
Kendim adına cevap veriyim ki ben bahsedilen DJ değilim. Bunun için herkesin benim adımı bilmesi gerekir. Tiesto’nun ise süperstar olmasının nedeni iyi satılan bir ürün olmasından kaynaklanıyor. Tıpkı Mc Donald’s ya da Star Wars gibi. Heineken’in olduğu gibi de onun da arkasında çok büyük bir pazarlama makinesi var.
Senin ya da Global Darkness’ın müzik adına bir misyonu var mı?
Pek sayılmaz. Aslında hepimizin amacı eğlenmek ve aynı zamanda kaliteli müzik sunabilmek. Etrafta bir sürü saçma sapan şey var. Biz de bundan sıyrılmak için normal olandan biraz daha derin bir müzik sunmaya çalışıyoruz.
En çok kiminle beraber çalmak isterdin?
DJ Kool Herc.
Nasıl bir yerde çalmak isterdin?
Favori bir mekanım yok. Her gece çaldığım mekan farklı bir şey sunuyor çünkü. Bir gece mükemmel geçerken diğer gece çok kötü olabiliyor. Benim ideal mekanımın çok büyük olmasına gerek yok. Öncelikle ucuz olmalı ve trendy olmamalı. Açık fikirli insanlar ve güzel kızlar olmalı. Sabah saat 5’e kadar müzik çalmalı ve sabah olmasına rağmen insanlar daha fazla müzik istemeli.
Hollanda’daki eski jungle scene’i nasıldı ve neden jungle, d&b’nin içinde eridi?
Tam olarak bilemiyorum çünkü uzun zamandır bu ortamlarda bulunmuyorum. Ama sanırım, d&b hala varolan bir müzik ama ne yazık ki insanlara eski tadı vermiyor. Müzik her zaman aynı ve genellikle de erkekler için yapılıyor. Sekiz yıl önce de olduğu gibi yine insanları eğlendirmek için var.
Genellikle hangi tür müzik dinlersin?
Trance müzikten hiç hoşlanmıyorum. Bana çok tekdüze ve çirkin geliyor. House nispeten daha çok sevdiğim bir tür. Ama birçok müziği kapsadığı için, herhangi bir şeye house demek kolay oluyor. Genellikle 80’lerin etkisiyle gelişen Chicago House müziğini tercih ediyorum. İçinde daha fazla ritim olan, elektronik disko esanslı olan bir müzik. Modern kulüp müziğinden de hoşlanmıyorum. Aslında her tür müziği sevebilirim, yeter ki beni tatmin edecek derecede iyi olsun. Çok hızlı ritimleri de pek sevdiğim söylenemez. Bence müzik biraz daha funky ve derin olmalı. Çok sert ritimler daha çok insanların uyuşturucunun etkisini yaşamasını hızlandırıyor. Çünkü uyuşturucu kullandıklarında kalp atışları hızlanıyor ve müziğin de ona uygun hızda olmasını istiyorlar. Bu modern dans müziğin basit bir sorunu. Ayrıca prodüktörlerin çoğunun da müzik bilgisi yok.
Neden Global Darkness? Tüm dünyaya karanlığı yaymayı mı planlıyorsunuz?
Bu ismi sadece o zaman aklımıza geldiği için koyduk. Böyle bir amacımız yok ama hepimiz oldukça karanlık sayılabilecek bir müzik yapıyoruz.
Müzik türünü nasıl tanımlıyorsun?
Tanımlaması biraz zor çünkü sadece bir müzik türüne yönelmedim. Daha çok miks yapıyorum. Elektronik disko, Chicago acid ve house, elektro türlerini miksliyorum. Ama genelleme yapmam gerekirse çoğunlukla 80’lerin sound’unda bir müzik yaptığım söylenebilir. Bir tek şeye takılmayı sevmiyorum, bu çok sıkıcı. O yüzden sürekli yeni müzikler peşindeyim.
Son olarak sana gelecek planlarını da soralım?
İleride yaşayacağımız özel adayı koruyacak küçük bir donanma oluşturmak istiyorum.
İyi fikir ben de gelebilir miyim?
Tabii ki.

Elif Demirci → 02 06 2009
0