Seni Anlıyorum

Erkin Gören 22 01 2010

3


Seni izliyorum. Tutar mı diye endişelisin.Ama rahatsın da, kimse görmez, kimse anlamaz, anlamazlarsa daha kıymetlisin gibi birşey zaten. Ne anladım biliyor musun eserinden. Turgut Özal’ı sevmiyorsun. Tombik tombik çizmişsin gerçi, sevilmeyecek bir tarafı da yok ona bakınca. Yine de sanatçılar Turgut Özal’ı sevmemelilerdir. Sevmemelidirler.

Ve Kenan Evren de kötüdür. Bunu her fırsatta belirtmeli, beynimizi bununla uyuşturmalıyız. İşi gücü bırakıp 20 yıl önce darbe yapmış patates kafaların portrelerini yapıp oraya buraya asmalıyız. Neden, bunu kimsenin bilmesine gerek yok. Sanatçının görevi toplumsal travmaları Nazo reklamı gibi ele alıp durmaktır. Başını belaya sokmayacak ölçüde isyankar, kendi küçük çevresinde başı dik yürümesine yetecek kadar olsa kafi işte.

Bu senin de suçun değil. Sen de kandırıldın, saptırıldın. Çarpıcı olmak sanıyorsun değil mi şu üç-beş senelik ömrünün emelini. Ya da her ne sanıyorsan, belli ki yine kolay yoldancısın. Annen, baban, deden ve külliyen tüm milletin gibi.

Onlar el birliğiyle çalışıp, tepkisini nasıl ifade edeceğini bilemeyen, küçük hesapçı, içten pazarlıklı, ezik bir üçüncü dünya ülke vatandaşı olarak yetiştirdiler seni. Eline cetvelle vurdular ve öğretmenler odasına sokmadılar. Askere gönderdiler, evlenip çocuk doğur dediler. Koşu bandında ter içinde, asla bunlardan uzaklaşamayarak kendini harcayıp durdun. Ben de senin gibiyim, iyi biliyorum.

Neyse işte, sonra sanat geldi. Belediyenin galerisinde natürmort ve memesi görünmeyen nü tablolardan oluşan serginle katılabilirsin ekibe. Ya da eğer daha küçük fakat daha janti bir zümreye dahil olmayı dilersen; bu yaptıklarını daha büyük yaparsın, bu resmin sarı renkli olanını, benim duvarıma uyanını da yaparsın. Yapmadın.

Sen bunların hiçbirini yapmayı seçmedin. Belki denedin de beceremedin orasını sen bilirsin.

Onun yerine, teknik becerilerine üvey evlat muamelesi yapıyor, kime ne faydası olduğunu bilmediğin flu mesajlar içeren eserlerinle karma sergilere katılıp duruyorsun şimdi. İçinde her trendin peşine koşan bir köpecik; yeri geliyor darbe karşıtı, yeri geliyor türban düşmanı, yeri geliyor azınlıkların savunucusu, bazen de feminist oluyorsun. Güncel sanat batağına hoşgeldin.

Tamam, sen de bizdensin. Rakı masasında dönen geyiklerimizin yerleştirmesini yapıp o galeriye koyduğun için tekrar teşekkürler. O geceden beri tek bir düşünce koymamışsın üzerine, iyi olmuş. Direkt masayı koysan da olurdu. Ha, bu yapılmıştı, olsun yine yaparsın. Hatta belki gönderme bile yaparsın. Bir mizah dergisinde yer almayı düşündün mü, işlerini göndermelisin mutlaka. Butik bir ajansta reklam yazarlığı da yapabilirsin. Aklında bulunsun diye söylüyorum, yoksa görüntüsünü dahi senin çekmediğin, montajını arkadaşlarına yaptırdığın video işlerini severek takip ediyorum.

Garip olan nedir biliyor musun? Bir iddian varmış gibi bir halin var hep. Gel gör ki; ne olduğunu bir türlü çözemedim. Devrimci olabilir misin acaba? Galeride en azından. Hmm. Galericiye el pençe divan, kolleksiyonerin bacaklarına sürtüne sürtüne… Yoksa köhne klasik sanatın kolonlarını kesmek isteyen yenilikçi biri misin?

1940.

Gerçekten 2009′da mısın sen? Ah, 2009′dasın ama nasıl olsa Türkiye’desin. Daha sabah olmadı, herkes mışıl mışıl.

Anlamadığım şu, bir çıkarın olmalı. Bu hiç bir şeye dokunmayan ama bir o kadar da keskin görünen işlerini tam olarak niçin yapıyor olabilirsin? Sevişmek mi isterdin? Bak bunu anlarım. Seni hala seviyorum, senden hala telefon bekliyorum. Bir sözüne bakar, inan hemen orada olacağım.