Sophie Calle’ı terk edememek

Aylin Sökmen 04 06 2009

0


Bir mektup. 107 adet yorum. Tekrar tekrar okunan, resmedilen, dönüştürülen, sahnelenen, farklı disiplinlerden yola çıkarak içerdiği ve hissettirdiği duygular üzerinden yorumlanan ve sonunda belki de yabancılaştırma amacına ulaşan bir terk mektubu.

2007 yılında Venedik Bienali’nde sergilenen “Prenez soin de vous” (Kendinize iyi bakın) kavramsal sanatın çağdaş öncülerinden Sophie Calle’ın kendisini e-posta yoluyla terk eden sevgilisinin yazdıklarından yola çıkıyor. Mektupta yer alan son cümle, projenin adına dönüşüyor ve karşı tarafının ‘son’ olarak algıladığı, bir bakıma asla bitmeyecek bir başlangıca işaret ediyor.

Kendisiyle yapılan bir röportajda, Sophie Calle, e-postayı alır almaz yakın bir arkadaşını arayıp fikir danıştığını belirtiyor (çoğu kişiden beklenebilecek bir ilk adım) fakat sonrasında bu alışılagelmiş hareketinden adeta genleştirilmiş bir fikir üretiyor. Yazılanları, onun yerine başkalarının anlamasını, analiz etmesini, hissetmesini, tepki göstermesini istiyor. Kitlesel bir reaksiyon!

Seçilmiş 107’nin hepsi kadın. Her bir katılımcının mektubu okuduğu anın fotoğrafı çekilip proje dâhilinde sergilenmiş. Katılımcıları ‘feminin’ diye tanımlamak daha doğru olacak çünkü hepsi insan değil. 1 adet dişi papağan (kendisine verilen mektubun kopyasını yemiş) ve iki kuklayı da projesine dâhil etmiş Sophie Calle. Farklı meslek gruplarına mensup kişiler (edebiyatçı, ressam, doktor, psikanalist, dilbilim uzmanı, avukat, kriminolog, dansçı, sosyolog, satranç oyuncusu, gazeteci, müzisyen, grafiker vb…) kendi uzmanlık alanlarına uygun eserler ortaya çıkarmışlar. Örneğin, bir redaktör mektuptaki dilbilgisi ve ifade bozuklukları üzerinde karalamalar yapmış, bir diğeri metni bulmaca biçiminde tekrar düzenlemiş.

Nitekim bir süre sonra projesinin, adamın yerini aldığını, terk edilmiş olmanın verdiği yaralayıcı hislerden ve aşk acısından kurtulduğunu, bu deneyimi bir bakıma dönüştür(t)ebilmiş olduğunu açıkça itiraf ediyor. (Bir sonraki sevgilisi, ilişkileri süresince ve sonrasında sanatının bir parçası olmak istemediğini belirtmiş ve bu konuda anlaşmışlar – söz konusu sanat olunca göreceli ve oldukça riskli bir anlaşma gibi duruyor.)

Bu tarz bir proje ilk bakışta şaşırtıcı bir tür intikam olarak görülebilir elbette, hatta öyle olması ihtimali yüksek ama sanatçının tek motivasyonun bu olmadığını sezmek güç değil.  Mahremi sanatının bir parçası haline getirmek Sophie Calle için yeni bir adım değil; aksine sanatının ana damarlarından birini oluşturmakta. Burada tek tartışılabilecek ve tepki alabilecek nokta ise, sırf kendisinin değil, başkalarının da ‘özel’ini sanatına malzeme yapması. Partide tanıştığı bir adamı Paris’ten Venedik’e kadar gizlice takip edip fotoğraflarını çekmesi, yolda bulduğu bir adres defterinin içindeki şahıslarla irtibata geçip adres defterinin hiç tanımadığı sahibi hakkında bilgi toplayarak onun bir portesini çıkarması, kendini izleyip fotoğraflayacak özel bir dedektif kiralatması gibi. Görme/görülme ekseninde, başta kendi olmak üzere bireyin varoluşunun kanıtlarını araması daha evvelki çalışmalarının da özünü oluşturuyor. Hatta Paul Auster’in ‘Leviathan’ adlı romanında, kendisinden esinlenerek yaratılan Maria karakterine benzemeye çalışması (haftanın her günü belli bir renkten oluşan yiyecekleri yemesi) gerçeğin kurgusundan, tekrar gerçeğe ulaşma çabası olarak nitelendirilebilir.

Mayıs 2009’da New York’ta Paula Cooper Gallery’de yer alan bu ilginç sergiyi umarım bir gün bizim de gezebilme imkânımız olur.

Not: Mektubu yazan x sevgilinin yazar Grégoire Bouillier olduğu iddia ediliyor ama ne kadar gerçeklik payı var, bilemiyorum!

Son olarak, ben de dayanamayıp ufak bir katkıda bulundum:

PRENEZ SOIN DE VOUS

sağlam – tutarsız, hangimiz tutarsız, aşkın bitme fazı, ne zamandır? hiç değilse zahmet edip açıklama yapmışsın! hem de yazılı! sms bile değil!

kanıt İZ, tek satırda BELİRGİN,  ya sözel ifaden? Varsaydın… Haberim yok hiçbirşeyden.

Varoluşsal sıkıntı, tükeniş, kabulleniş, çaba uğraş çaba, Sen ben

Şart  DÖRDÜNCÜ, birinci?, ikinci?, üçüncü? Dördüncü.  Dördüncü. Dördüncü. Dördüncü.

Söz verdin, Öteki(ler) benlerden biri sevgi asla yetmez ki,  Cömert mi mutluluk – rahat dingin ANKSİYETEsiz Biz en iyi,  biliyorum en iyi senin için, Yazmak iyileştir-mez, bulamadın beni, Ama hayır, Daha beter beter beter, Döngüsel- içine

YALAN şimdi, Kurallar, ‘affair’

Arkadaş ASLA sevgili DAİMA varım – bakışım – görülmeyen, B, R, ötekiler hep var, Ne olursa olsun,  HATIRLA

BENİ SAHİDEN DAİMA SEVECEK MİSİN? SEVEBİLİR MİSİN?

Kendince belki

Tek  – zorunlu dürüstlük – kanıt?

Öyle bir sevgi ki… bu gerekli.

Keşke.

Etiketler: