3in1: Robotlar, Lomolar, Vintage

Erdem Dilbaz 22 07 2009

0


Bu yazı yazılırken hiçbir robota, lomo’ya, vintage (vintıc) ürüne, kadına ve erkeğe zarar verilmemiştir. Yazıda bahsi geçen karakterler gerçektir. İsimler ise tamamen atmasyon kombinasyonlardır.

Son birkaç yıldır inanılmaz bir üçlüyle karşılaşıyorum. Çeşitliliği ve deneyselliğe açık yapısı ile piyasayı sallayan Lomo’lar, sevimli robotlar ve ikinci el piyasasının gelişimiyle eski usül giyim tarzı vintıc kıyafetler. Bu bahsi geçenler arasındaki bağlantıyı ben kuramıyorum. Ama genelde üçünün birden ve sıklıkla kadınlar tarafından sevildiğini gözlemledim. Tabi bilimsel bir çıkarım yok ortada. Tamamıyla kişisel takip ve sohbetlerden hasarlı datalar var.

Kişisel odun performansımla kadınların bu üçlüde neden buluştukları hakkında bir fikir sahibi olmaya çalıştım. Birazdan detaylıca okuyacağınız hiç bir genellemeye haiz olamayacak araştırmamda izlediğim yöntem; aslında süper bir tasarım sergisi olsa hepsini aynı yerde bir arada görebileceğiniz kadınlarla yaptığım yüzeysel görüşmelerden oluşuyor. Farklı yaş ve ekonomik gruptan 4 kilit kişiyle konuştum. Kişisel çalışmalarından zekalarının tespitlerine güvendiğim bu kadınların beni tatmin edecek cevaplar vereceklerini öngördüm. Önümü gördüm (feat. mahsun kırmızıgül).

AY LAV ROBOT!

Benim için karmaşık olan bu estetik yaklaşımı anlama isteğim ise temelde robotlara olan sevginin nereden geldiğini anlamaya çalışmaktır. Yıllardır robotlar var, tamam. Neden son birkaç yılda bu kadar popüler oldular? Daha önce sevimli değil miydi bu yaratımlar? Neden robotları seviyorsunuz? Şeklini mi seviyorsunuz yoksa devrimsel işçi kavgalarının hezimetini taşıyan tarihlerini mi? Pozitronik beyin salatası yediniz mi hiç? Robot fanatiği olmak için robotun sadece sevimli olması yeter mi? Kendime de soruyorum; illa teknik bir açıklaması olmalı mı robotları sevmenin? Muhafazakar robotseviciyim sanırım.

Çok lomojenik bir yüzüm var.

Lomo dünyasında 3-4 kare fotoğrafım vardır başkalarınca çekilen, o yüzden nasıl bir kültüre hizmet ediyorlar detaylıca bilemiyorum. Çevremde aktif Lomo kullanıcılarının hemen hepsi kızlardan oluşan bir klan. Dikkat ettiğim başka bir özellik de bu kızların hepsi ’sevimli’. Lomo kullanmak kadınları sevimli mi yapıyor acaba? Tasarımın etkisi insanın hayata bakışını bu kadar değiştirebiliyor mu?

Öte yandan anane fistanı ile film noir tarzı kostümler arasında gidip gelsem de ‘hepsi vintıc bunların’ der, kombinasyonlarını algılayamayabilirim. Kafamda kuyruksuz soru işareti olan bu yaklaşımları basit 3 soruda zorlu 4 kişiye sordum. Sorular belli;

1.Robotları seviyor musun? Neden?
2.Lomo’ları seviyor musun? Neden?
3.Vintage ürünleri seviyor musun? Neden?

Cevaplar da şu şekilde geldi. Buyurun, hep birlikte izliyoruz.

Haz Yolmaz

1: Evet. Çünkü akıllılar ve bizi, bizim yarattığımız akıllarıyla yenebilecek kadar güçlüler. Bazen de şirinler. Pembe olduklarında, miyavladıklarında falan… Malum robotto neko.

2: Evet. Çünkü üşengeç ama yetenekli fotoğrafçıların özgüvenlerini şişiriyor. Çünkü oyuncak gibi.

3: Evet. Çünkü eski ama yeni. Ama robot değil. Vintage robotları da severim. Vintage kameraları da. (Kilit bağı seziyor ama isimlendiremiyor, yazar notu.) Aslında bu üç sorunun hepsini kapsayan tek bir soru yazılabilirmiş. Ne enteresan anket.

Aslı Ceday

1. Hareket halindeki her organizma beni cezbetmiştir. Anneanne bahçesindeki ‘küsen çiçek’ le geçirdiğim zamanlardan bu yana sanırım. Zamanla şehir yaşamına dönünce elimdeki şekeri yapan mekanizmadan, çamaşır makinesine kadar zincirleme giden bir düzenle karşılaştığımdaki şaşkınlığım henüz geçmedi. İnsan, insan’ın üretimi olan her kullanıma açık materyale çok daha şaşırıyor aslında. Diğer yandan,sistematik bir biçimde ilerleyen uluslararası bir röntgencilik durumu söz konusu ki bu korkutucu. Artık nüfus kağıdında yazandan çok daha fazlasını bilebiliyor olmaları, Google aramalarına dair reklamlar gösterilmesi vs. Bunun sonunun çok açık ve net bir tablosu var elimizde ve her zamanki gibi piyasada şirin halleriyle kendini gösteriyor. Tıpkı seksenlerden bu yana alıştıra alıştıra önümüze koyup hala muamma olan  robot-laş-ma hareketleri gibi.

2. Mükemmelleştirilmiş olana ilgi duyan zihniyet kısmen itici gelmiştir bana hep. Ben karakteristik olanın alt metninde pürüzleri olmasını ararım bir şekilde. Fotoğraf’a gelince, hafif küf kokusu olmalı renklerin, eğer beni imgelemlere sürükleyen bir kareyse. Lomo ise defolu ürün olarak ortaya çıkmasıyla hali hazırda cezbedici. Verdiği sonuç, yapım aşamasında düşünmeden oluşturduğunuz rastgele kareler… Ben düşüncelerden biraz olsun sıyrılabildiğim her ana mekan kaygısı taşımadan tatil etiketi yapıştırıyorum. Çek-At makineler ve Lomo’nun cazibesi de buradan kaynaklanıyor. Teknik kaygı taşımadan kendi defolu imgelemlerime erişebiliyorum.

3. Bu bahsettiğim anneanne bahçesinde, 50′lerden kalma entarileri ve topuklularını kuşanmak suretiyle, büyük gözlükleri el kadar yüzüme takıp assolistçilik oynayarak hayallere dalıyordum. Star Trek’ten fırlamışcasına uzay kostümleriyle dolaşan birini görecek olursam nasıl severim! Kendini daha eskilerde bulan ve yaşayan ‘vintage sever’ler de çok lezizdir. Fakat sanırım ben hiçbiri değilim.

Gözem Etiz

1. İdealde hem insanlara hem de kendine zarar vermemeye çalışan bir tür. Suratlarındaki kalıp ifade hoşuma gidiyor, mimiksizlik samimi geliyor bana.

2. 6 adet Lomom var. İnsanlar sadece deneysel fotoğraf çekilebildiğini sanıyor ama eğer kafanda bir kare varsa ve Lomo’nla aran iyiyse, Photoshop’a gerek kalmadan istediğin kareyi çekebilirsin. Karanlık odam da var, filmlerle uğraşmak hoşuma gidiyor.

3. Eski ama yeni, şirin ama zarif gözüküyorlar. Dokularını seviyorum, vücuda oturuş şekillerini, pililerini. Kombinasyonuna bağlı olmak üzere tabii.

Siren Tünaydın

1. Robotları sevmiyorum çünkü sevmediğim birileri çok severdi robotları. (Bu cevap yaktı beynimi, yazar notu.)

2. Lomo’yu çok seviyorum filtreleri çok hoşuma gidiyor.

3. Vintage ürünleri seviyorum çünkü hep eski birisi olmak isterdim, eskide yaşamak.

Demek ki herkesin kendince bir nedeni varmış yazar bey. Şşşt… Artık bunları düşünüp de gecenin büyüsünü bozmayalım.

* Bu yazı yazılırken hiçbir robota, lomo’ya, vintage (vintıc) ürüne, kadına ve erkeğe zarar verilmemiştir. Yazıda bahsi geçen karakterler gerçektir. İsimler ve fotoğraflar ise tamamen atmasyon kombinasyonlardır.

Bu yazı Yahoyt Dergi‘de yayınlanmıştır. Tüm hakları Yahoyt Dergi‘ye aittir.

Etiketler:  , ,